2026’ya takvim yapraklarını değiştirerek değil, adeta etiket değiştirerek girdik. Akaryakıt fiyatları yine direksiyon başına geçen herkese “nereye?” diye sorduruyor. Kontağı çevirmeden önce cüzdana bakmak artık refleks haline geldi. Elektrik ve doğalgaz faturaları ise evlere sadece enerji değil, stres de taşıyor. Işığı kapatırken vicdan, kombiyi kısarken cesaret gerekiyor. Tasarruf artık ekonomik bir tercih değil, hayatta kalma stratejisi. Beyaz eşya ürün grupları da gelen zamlardan nasibini aldı; buzdolabı sessizce pahalandı, çamaşır makinesi devir sayısını değil etiketini büyüttü, mutfaklar yenilenmeden önce cüzdanlar eskidi.
***
Ceza, harç ve vergiler yeni yılla birlikte zamlandı. Kısacası yanlış yaparsan pahalı, doğru yaparsan da masraflı bir düzen. Ehliyet harcı, pasaport ücreti, trafik cezası… Hepsi zamlı tarifeden “hoş geldin” dedi. Günlük hayatın sembolü haline gelen plastik poşet bile bu rüzgârdan nasibini aldı. 50 kuruşluk poşet 1 liraya çıktı. Küçük bir rakam gibi görünebilir ama mesele poşet değil; o poşetin içine sığmayan geçim derdi. Market kasasında artık en ucuz ürün poşetin kendisi değil, “almadan çıkma” seçeneği.
***
Daha sayamadığımız birçok sektörde artışlar yaşanıyor. Mal ve hizmetlerdeki bu zincirleme zamlar, maaşların yerinde saydığı bir tabloda vatandaşın omzuna ekstra yük olarak biniyor. 2026’ya girerken anlaşılan o ki bu yılın en çok kullanılan kelimesi “zam”, en çok yapılan hesap ise “neyden kısalım?” olacak.