Kelime yüce, ulu, ihtişamlı manalarına gelir. Allah için kullanıldığında "Pek yüce" diye anlamak gerekir.

Allah'ın büyüklüğüne şahit istiyorsak kendimizi ele alalım. Bizlere vermiş olduğu nimetlerinin maddi karşılığını hesapladığımızda bunların sadece bir tanesini bile karşılayamayacağımız ortada. Göz nimetini ele aldığımızda sırf onun küçük bir hastalığı bizleri altından kalkamayacağımız zorluklara götürüyor. Akıl, zeka, sevgiyi düşündüğümüzde şaşırıp kalıyoruz. Kuran-ı Kerim’de "Gaybı ve mevcudu bilen, büyük, pek yüce!" (Rad 9) biçiminde geçer.

Allah-u Azimşanın büyüklüğü için insanın sahip olduğu ilmin değerini bilmesi gerekir. "Bilmiyorsanız, ilim adamlarına sorun" (Enbiya 159) "İndirdiğimiz hidayet ve açık delilleri, kitapta; insanlar için açıkladıktan sonra onları söylemeyip gizleyenlere Allah lanet eder ve lanet edecekler de lanet ederler." (Bakara 159), "İnsanlar arasında Allah'ı ancak alimler yüce tutar." (Fatir, 28) "Allah, melekler, adil davranan ilim adamları O'ndan başka Tanrı olmadığına şahitlik ederler." (Ali imran, 18)

Büyüklük düşünce olarak insanı her zaman ilgilendirmiş ve her şeyde en büyük olanın tercih edilmesi insan tarafından arzulanmıştır. En büyük varlık, en büyük affedici, en büyük nimet verici her zaman hatırlanarak insan düşüncesin den ilahi olana yol açılmaya çalışılmıştır. Allah'ın isimleri için den başlı başına el-Aliy in olması diğer düşüncelerden bizleri uzaklaştırmakta, kemal sıfatı ile hayatı yaşamanın önemini bir daha hatırlatmakta. Büyüklüğün anlaşılması için insanın züht hayatını zenginliklere tercihi şarttır. İnsanın nimetlerden kurtulup bunları veren Rabbi tanıması hayat sırlarından bir sırdır. Eşya bağımlılığı insanın ayaklarını çamurdan çıkarmaz.

Can bağışlıyor o güzeller sultanı

Güzellik bağışlıyor

A güzellik vurgunu yol nereye?

Açıldı işte beden kafesinin kapısı

Uç ey kuş

öz cevherine doğru uç

İşte acı su, işte bataklık

İşte ölmezlik, işte özgürlük

Canın yüce doruğuna uç

Çık git aradan ey can

Çekil de; ayrılıktan kavuşmaya göçelim

(Hz. Mevlana)