6 Şubat deyince birçok insan için sıradan bir günmüş gibi geliyor. Ancak depremin merkez üssü olan Kahramanmaraş’ta bu tarih çok daha fazlası. Mahşer gününe benzeyen o gün, insanlar saat 04.17’de yalnızca uykularından değil, bildikleri hayattan da uyandı. O saatten sonra zaman durdu; takvimler ilerledi ama hafızalar hep aynı saniyede kaldı. Enkazın altında kalan sadece beton değildi; hayallerdi, yarım kalan cümlelerdi, “bir gün yaparız” diye ertelenen umutlardı. Kahramanmaraş için 6 Şubat, geçip giden bir tarih değil; her yıl yeniden hatırlanan, her gün yeniden yaşanan bir vicdan sınavıdır.
***
Depremin üzerinden üç yıl geçti. Üç koca yıl… Ancak bazı bölgelerde vatandaşlar hala çadırlar ve konteynerlerde kalıyor. Bunu bizzat gördüm ve yaşadım. Depremi biz hala yaşıyoruz; yani depremin yaşamımıza olan etkisini… Çadırda sabahlamak, konteynerde mevsim değiştirmek… Bunlar geçici çözümlerdi denmişti. Geçici olan uzadı, uzadıkça normalleştirildi. Normalleştikçe de görünmez oldu. Çünkü uzaktan bakınca her şey yolunda görünüyor. Üç yıl geçti ama bazı hayatlarda hala ilk gün.