Birkaç gün önce gazetemize bir ses kaydı ulaştı. İçeriğini dinlediğimizde açıkçası şaşırmadık ama midemiz bulandı.
***
Kentin allı pullu, devasa, reklamlarıyla göz boyayan özel hastanelerinden birinde geçtiği iddia edilen bir olay… Bir kadın hasta muayene için odaya giriyor. “Ağrılarım var” diyor. Sonrası? Sohbet. Sonrası? Sınırların aşılması. Ve iddiaya göre bir muayene odasında yaşanan uygunsuz bir yakınlaşma… İsim vermiyorum. Çünkü herkesin ailesi var.
***
Şimdi bazıları çıkıp şunu söyleyecek: “İki yetişkin insan, rızaya dayalı bir durum.” Hayır. Bu kadar basite indirgenemez. Çünkü orası bir ev değil. Bir kafeterya değil. Bir otel odası hiç değil. Orası bir hastane. Hem de kentin en gösterişli, en “kurumsal” olduğunu iddia eden özel hastanelerinden biri.
***
Sağlık sektörü ticarethane olabilir ama muayene odası asla keyfi alan olmamalı. Eğer muayene odasında sınırlar bu kadar kolay silinebiliyorsa, o hastanenin yönetimi neyi denetliyor? O kurumun etik kurulları nerede? O hastanenin kameraları, prosedürleri, iç denetimi ne işe yarıyor?
***
Bir şehirde insanlar en mahrem anlarını hastanelere emanet eder. Ağrısını, korkusunu, çaresizliğini… Doktoruna teslim olurken arkasını dönüp “Acaba?” diye düşünmek zorunda kalmamalı.
***
Haberimizin ardından Sağlık Bakanlığı, İl Sağlık Müdürlüğü harekete geçti. Tabi burada AK Parti İl Başkanlığı da konunun üzerinde duruyor. Kendilerine teşekkür ediyorum.
***
Bu işin üstüne gerçekten sonuna kadar gidilecek mi? Yoksa birkaç gün konuşulup, sonra sessizliğe mi gömülecek? Bekleyip göreceğiz, sürecin takipçisi olacağız.