Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 1 Temmuz 2026 tarihinde açıkladığı siyasi parti üye sayılarına göre Yeniden Refah Partisi 703 bin üyeye ulaştı. Bu rakam elbette partinin teşkilatlanma gücü açısından dikkat çekici. Genel Başkan Fatih Erbakan da bu verilerin ardından yaptığı açıklamada, partisinin her geçen gün büyüdüğünü ifade ederek şu sözleri kullandı: "Yeniden Refah Partimizi görmezden gelen medyaya sesleniyoruz. Siz görmeseniz de, siz haberlerde yer vermeseniz de Yeniden Refah Partisi gümbür gümbür geliyor."
***
Bu sözlerin ardından insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Gerçekten sorun medya mı?
Yerel seçimlerde Yeniden Refah Partisi önemli bir başarı elde etti. Türkiye genelinde oylarını artırdı. Kahramanmaraş'ta ise üç belediyeyi kazandı. Bu sonuç küçümsenecek bir başarı değildi.
Ancak seçim kazanmak başka, o başarıyı yönetebilmek bambaşka bir mesele.
***
Seçimlerden sonra Kahramanmaraş'ta yaşanan tabloya baktığımızda, partinin elde ettiği siyasi ağırlığı kamuoyuna yansıtamadığını gördük. Bunu bugüne kadar defalarca yazdık, eleştirdik. Ne oldu? Eleştirileri dikkate almak yerine eleştireni görmezden gelmeyi tercih ettiler. Hatta öyle ki, İl Başkanı Muhammed Aydoğar'ın talimatıyla olduğunu düşündüğümüz bir tavırla gazetemiz birçok parti programına davet edilmemeye başlandı. Doğrusu bunun bizim açımızdan bir önemi yok.
***
Sayın Erbakan, siz Ankara'dan "Medya bizi görmüyor." diyorsunuz. Ben de size Kahramanmaraş'tan sesleniyorum. Önce kendi teşkilatlarınıza bakın. Basınla sağlıklı iletişim kurabilen kaç il ilçe başkanınız var? Gazetecilerle, fikir alışverişi yapan, eleştirileri dinleyen kaç yöneticiniz bulunuyor?
***
Kahramanmaraş özelinde konuşacak olursak... Bırakın gazetecilerle diyalog kurmayı, selam vermeyi bile zor gören yöneticiler var. Eleştiriye tahammül sıfır. Soru sorulunca rahatsız olan... Farklı bir görüş dile getirildiğinde küsen... Gazeteciyi sadece övgü yaptığı sürece seven bir anlayışla karşı karşıyayız.
***
Bir siyasi partiyle medya arasında kurulması gereken ilişki; dostluk ya da düşmanlık değil, iletişimdir.
Gazetecinin görevi alkışlamak değildir. Doğruyu yazdığı kadar yanlışı da yazacaktır.
***
Sayın Erbakan'a küçük bir tavsiyem var. "Medya bizi görmüyor." demeden önce, il ve ilçe teşkilatlarınızı basınla ilişkiler konusunda masaya yatırın. Yöneticilerinize gazetecilerle nasıl iletişim kurulacağını anlatan eğitimler verin. Eleştirinin demokrasi için bir tehdit değil, aksine bir fırsat olduğunu öğretin. Hatta o seminerlere siz de katılın. Çünkü bazen sorun, medyanın sizi görmemesi değildir. Sorun, sizin medyayı hiç görmemenizdir.