Ne olup bitiyor farkındayım. Dünden yarına dünya tarihine aşina olan her insan bilir ki dünya barışa muhtaç ama yalana değil.
Türk milletinin elinin tersiyle iteceği yalanın siyasetin itici gücü haline gelmesi ne hazin.
Artan milli gelir teraneleri, başka milletlere verilen gülücükler bu vatanın evlatlarına niye verilmez?
Sayılarla yalan söylenmediğini öğrenmiştin ama rakamlarla yalanlarını gizleyenleri bir daha hatırladım bu günlerde.
Sahtelik üzerine kurulan ve bize yalancılığı telkin eden bir birliktelikle bizim hiçbir işimiz olamaz.
Takip etmem gereken yolu bulabilmek için Mevla’nın verdiği zeka ışığı bugün söylenilenleri inanılmaz yalanlar olduğunu haykırıyor. Olup bitenlere inanmak, kendimizi ona inanmağa zorlamak istemiyoruz.
Böyle bir şeyi göze alamıyoruz. Zira bu gerçek dışı bir şeydir. Onun gerçek doğru olduğunu düşünmeye kalkışırsak bize bütün gerçekliği sağlayan Güç’e ihanet etmiş oluruz.
Millete söylenen yalanlar son bulsun!
Sahtelik üzerine kurulan ve bize yalancılığı telkin eden bir birliktelikle bizim hiçbir alakamız olamaz. Barış adına yapılan aymazlıklar milletimizde beka kaygısını artırmaktan başka bir fikir uyandırmamıştır.
Vahşi bir durgunluk da pis kokular saçan bir mezar da barış anlamına gelebilir. Ama biz hayat dolu bir barış istiyoruz, ölüm sessizliği değil.
Kumdan kalelerini deniz kıyısına kurup siyaset yapanları acaba ummanın hangi dalgası siler?
Her geçen gün daha bir kaos sarmalına girdirilen dünya insanlığı için elbet bir çıkış yolu vardır. Dünyanın yeniden kurulduğu bu günler Türk milletinin dünyaya Nizamı Alemi haykıracağı bir tek insanın bile zulüm görse onun yanında olunacağının hatırlanması gereken demler iken bu zamanı sahte kahramanların lafü güzaflarına heba etmek reva mıdır?
Başta ABD, AB, Rusya ve Çin olmak üzere dünya hakimiyetine soyunan şer güçler tarihte zulüm ile abad olunamayacağını bilsinler.