Son yıllarda hayatımızın merkezine yerleşen sosyal medya, bilgiye ulaşımı kolaylaştırdığı kadar büyük bir kirliliği de beraberinde getirdi. Bir zamanlar sabahın erken saatlerinde bayiden alınan gazetenin yerini, artık doğruluğu teyit edilmemiş paylaşımlar aldı. Haberin bir süzgeci, bir editoryal denetimi vardı. Şimdi ise herkes kendi mahallesinin “medyası”.
***
Kahramanmaraş’ta son dönemde türeyen bazı sözde “sosyal medya fenomenleri” işte tam da bu boşluktan besleniyor. İşini layıkıyla yapanları tenzih ediyorum. Ancak bir kısmı var ki; gazetecilikle uzaktan yakından ilgisi yok. Eline telefonu alan, iki takipçi kasan kendini basın mensubu ilan ediyor. Ardından başlıyor hedef göstermeye…
***
Bir iş insanı hakkında, bir belediye başkanı hakkında, bir il başkanı ya da kurum müdürü hakkında altı astarı olmayan iddialar… “Şöyle yaptı”, “böyle yaptırdı” diyerek kamuoyuna servis edilen mesnetsiz paylaşımlar. Ne belge var, ne kanıt. Ama algı operasyonu tam gaz.
***
Bu şehir 6 Şubat’ı yaşamış bir şehir. Yıkılmış, dağılmış ama yeniden ayağa kalkmaya çalışan bir şehir. Böyle bir dönemde Kahramanmaraş’ın iş insanları fabrikalarını yeniden ayağa kaldırmak için mücadele ediyor. Organize sanayi bölgelerinde çarklar dönsün diye gece gündüz çalışan, yüzlerce hatta binlerce kişiye istihdam sağlayan yatırımcılar var. Deprem sonrası üretimi sürdürmek için kredi yükünün altına giren, çalışanını işten çıkarmamak için fedakârlık yapan sanayiciler var.
***
Sen kalkıp hiçbir somut dayanağın olmadan bu insanların itibarına kara çalacaksın! İstihdam sağlayan, vergi veren, şehrin ekonomisini ayakta tutan iş insanlarını hedef göstermek kime ne kazandırır? Bir fabrikanın zarar görmesi demek, yüzlerce ailenin sofrasındaki ekmeğin azalması demek.
***
Daha vahimi ne biliyor musunuz? Tehdit ve şantaj iddiaları… “Hakkında paylaşım yaparım”, “seni ifşa ederim” diyerek para talep eden sözde medya hesapları. Gazetecilik adı altında yapılan bu davranışlar, mesleğe de adeta gölge düşürmekte. Gerçek gazetecilik; belgeyle, bilgiyle, sorumlulukla yapılır.
***
Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı bu konuda daha etkin ve caydırıcı adımlar atmalıdır. Sosyal medya üzerinden itibar suikastı yapan, tehdit ve şantajla menfaat temin eden kişiler hakkında ciddi yasal yaptırımlar uygulanmalıdır.
***
Bu şehirde alın teriyle yatırım yapan, üretim yapan, istihdam sağlayan iş insanları da, kamu görevini yerine getiren yöneticiler de üç beş “kendini bilmez şahıslarca” linç kampanyalarına teslim edilemez. Eleştiri elbette olacak. Ama eleştiri başka, iftira başka.
***
Bu şehir yeniden ayağa kalkmaya çalışırken kimsenin kişisel çıkar uğruna Kahramanmaraş’ın marka değerlerini zedelemeye hakkı yok. Klavye başında tetikçilik yapanlar şunu bilsin:
Hukuk bir gün mutlaka kapınızı çalar.