Hayatın bazen insana unutturduğu bir gerçek var: Işık her zaman dışarıdan gelmez.

Bazı dönemlerde, kendi güneşini kendin yakmak zorundasındır. İşte tam o noktada, “Dört Anlaşma”nın sade ama sarsıcı bilgeliği devreye giriyor.

Bu anlaşmalar, sadece davranışlarımıza değil, içimizdeki ışığa nasıl sahip çıkacağımıza da rehberlik ediyor. Çünkü güçlü olmak, başkalarını yenmek değil; kendi karanlığını yönetmekten geçiyor.

Sözüne Özen Göster: Işığını Kirletme

Bir insanın sözü, kendi içindeki güneşin yansımasıdır. Kimi insanlar kendi gölgelerini başkalarına fırlatır; kimi insanlar ise sözüyle ışık olur. Ben artık biliyorum: Başkalarının kötü sözü benim değerimi belirlemez. Onların hoyratlığı benim gücümü azaltmaz. Kendi ışığını korumak, önce kendi diline sahip çıkmakla başlıyor. Kendime karşı nazik, başkalarına karşı net olmayı seçiyorum. Çünkü güneş olmak, yakmadan ısıtmayı bilmektir.

Hiçbir Şeyi Kişisel Alma: Gölgelerin Sana Ait Olmadığını Bil

Bu anlaşma, güçlü insanların sessiz zırhıdır. İnsanların ne söylediği, ne yaptığı çoğu zaman içlerindeki gölgelerin dışa vurumudur. Onların karanlığını üzerime almamayı öğrendim. Birileri sevgisini eksik verdi diye eksik değilim. Birileri beni anlamadı diye yanlış değilim. Birileri kendince küçümsedi diye küçük değilim. Kendi hayatının güneşi olmak, başkalarının gölgesine göre küçülmemeyi bilmektir.

Varsayım Yapma: Güneşin Daha Doğmamışken Karanlığa Teslim Olma

Varsayımlar, zihnin sisidir. Bir insanın suskunluğunda nefret aramak, bir davranışında kasıt görmek… Bunlar ışığını karartan düşüncelerdir. Artık kendime şunu söylüyorum: “Bilmiyorsan, sorma. Sormuyorsan, yük etme. Yük etmiyorsan, özgürsün.” Kendi güneşini yaratan insan, zihnindeki fırtınalarla değil, kalbindeki açıklıkla ilerler.

Her Zaman Elinden Geleni Yap: Kendi Ateşini Kendi Besle

Bu anlaşma en güçlü olanı. Her gün değişiyoruz; bazen ışıltılı, bazen yorgun, bazen kırgın… Ama ne olursak olalım, elimizden geleni yaptığımız sürece kendi içimizde geçersiz bir mahkeme kurmuyoruz.

Elimden geleni yapıyorum: Kendimi korumak için, iyiliğimi savunmak için, ayakta kalmak için ve içimdeki ateşi söndürmemek için. Güç, mükemmel olmaktan değil; çaba göstermeye devam etmekten doğuyor.

Kendi Güneşini Kendin Yakarsın

“Dört Anlaşma”, bana şunu öğretti: Güç, kimsenin sana verebileceği bir şey değil. Onu saklayan sensin, koruyan sensin, büyüten yine sensin. Artık başkalarının sözüyle yıkılmıyorum, gölgesiyle küçülmüyorum, suskunluğuyla kararmıyorum. Çünkü kendi hayatımın güneşi benim içimde. Kimse onu söndüremez.