Geçtiğimiz hafta medyaya yansıyan Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesindeki bir hemşirenin henüz beş günlük bir bebeğe uyguladığı şiddet görüntüleri ile sarsıldık. Sarsıldık diyorum zira görüntülerin tamamını izlemeye bile çoğumuzun kalbinin dayanmadığının farkındayım. Sanığın üç yıla kadar hapis cezası ile yargılandığının öğrenilmesi ile bir kez daha nasıl bir düzen içinde yaşadığımızı sorguladık. Peki cani hemşirenin fiilleri hangi suçu oluşturur, hangi ceza bu vicdansızlığın önüne geçebilir?

Toplumda artan şiddet, çeteleşme, uyuşturucu kullanımının yaygınlaşması, fakirlik ve diğer pek çok konuyu köşemizde eleştirip çözüm arayışlarında bulunduk. Siz değerli okuyucularımıza soruyorum hangi ceza bir caninin ölmüş vicdanını diriltebilir? Henüz beş yaşındaki bir bebeğin kafasına defalarca vurmanın, bacağını kırmanın önüne geçebilmek için hangi cezayı vermek gerekir. Bir insanın aklına henüz beş günlük bir bebeğe şiddet uygulamak nasıl gelebilir. Çok caydırıcı, onlarca yıl hapis cezası gören ve hatta idam uygulaması olan bir ceza hukukumuz olsa idi bu hemşirenin içinden gelen beş günlük bir çocuğa şiddet uygulama isteğinin önüne geçebilecek miydik? Ben cevaplayayım hayır geçemeyecektik, belki bu şiddet vakası yaşanmayacaktı ancak bu hastalıklı kalp ve zihniyet toplumun farklı alanlarında farklı şekilde yine karşımıza çıkacaktı. En hafif tabiri ile hastalıklı diyorum zira ''insanlığımızdan utandık'' deyimi hiç bu kadar anlamlı olmamıştı.

Ceza Muhakemesi Kanunu m. 225'te mahkemenin fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunma ile bağlı olmadığını düzenlemiştir. Bebekte meydana gelen engel hemşirenin fiili neticesinde mi meydana geldi evvela bunun tespitinin yapılması gerekmekte. Kasten yaralama suçunun basit hali için öngörülen üst ceza miktarı üç yıl olup yargılama sırasında aldırılacak raporlar ile birlikte ceza miktarının artacağı kanaatindeyim. Zira şiddet neticesinde bebeğin bacağının kırılmış olduğu ispat edilmiş olup TCK m.87/3 hükmü gereği verilecek ceza yarı oranında artırılacaktır. Cani hemşirenin eylemlerinin öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturup oluşturmadığının da değerlendirilmesinin yapılacağına da inanarak ilerleyen aşamalarda yargılamanın Ağır Ceza Mahkemelerinde yürütülebilmesi dahi mümkündür. Hemşirenin alacağı ceza ve kesinleşen ceza sonrası maddi ve manevi tazminat ile sorumlu olacak olması hususlarından hiç birisi izlediğimiz görüntüler sonrası insanlığımızı sorguladığımız gerçeğini değiştirmeyecek. Bir insanın beş günlük bir bebeğe şiddet uygulama eğiliminde olmasının psikolojik bir vaka olarak da ele alınması gerekmektedir.

Toplumda tepki toplamasının ardından yeni bir delil elde edilmemiş olmasına rağmen toplum baskısı ile hemşire hakkında tutuklama kararı verildiğini öğrendik. Tutuklama kararına karşı değilim ancak bunca yıldır verilmeyen tutuklama kararı bugün veriliyorsa burada yine her zaman olduğu gibi yasaların eğilip büküldüğünü de anlamaktayız. İyi niyetli bakacak olur isek hemşire hakkında verilen tutuklama kararını suçun vasfının değişeceğinin işareti olarak anlayabiliriz. Zira mevcut infaz kanunumuz ile hemşire üç yıl hapis cezası almış olsa dahi doğrudan açık ceza infaz kurumuna geçecek olup hemşire hakkında tutuklama kararı verilip kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmiş olması suç vasfının da değişeceğini göstermektedir. Hangi cezayı alırsa alsın kaç milyon tazminata karar verilirse verilsin insanlığımızdan utandığımız, bebeklerimizin dahi can güvenliğinden endişe ettiğimiz, çocuklarımızın yolda yürürken her an bıçaklanabileceği bir toplumda yaşadığımız gerçeğini

unutamayacağız. Yargılamanın adil ve şeffaf bir şekilde yürütülmesini umarak yazımızın başlığı olan soruyu kendimize sormamızı temenni ediyorum. Hangi Ceza Ölmüş Bir Vicdanı Diriltebilir ?

Av. Ahmet KAZANCI