Bazen bir şehrin geleceğini anlamak için büyük ekonomik raporlara bakmaya gerek yoktur. Mutfağımızdaki tencereye, tavaya, çaydanlığa bakmak bile yeterlidir. Çünkü Kahramanmaraş, yıllardır bu ürünleri üreten, dünyaya gönderen ve binlerce insanına bu sektör sayesinde ekmek kazandıran bir şehir.

Geçtiğimiz günlerde Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KMTSO) tarafından hazırlanan “Türkiye Metal Mutfak Eşyaları Sektörü Durum Analizi ve Stratejik Değerlendirme Raporu”, aslında hepimizin üzerinde düşünmesi gereken önemli tespitler ortaya koyuyor. Rapor, sektörün hâlâ güçlü olduğunu ancak rekabet gücünü korumakta her geçen gün biraz daha zorlandığını gösteriyor.

Rakamların yönü açık: 2021’den 2025’e sektör ihracatı yaklaşık üçte bir gerilerken ithalat neredeyse üç katına çıktı. Bugün hâlâ net ihracatçı konumundayız; ancak bu gidişat değişmezse birkaç yıl sonra kendi ürettiğimiz ürünlerde net ithalatçı bir ülke hâline gelmemiz şaşırtıcı olmayacaktır. İşte alarmın asıl nedeni de budur.

Sorun üretim yapmak değil, üretmenin giderek zorlaşmasıdır. Bugün üretici ham maddeyi daha pahalı alıyor, yüksek finansman maliyetleriyle mücadele ediyor, enerji ve işçilik giderleri altında üretim yapmaya çalışıyor. Üstelik ham madde üzerindeki vergi yükü artarken, bitmiş ithal ürünün aynı ölçüde etkilenmemesi rekabeti de bozuyor. Bir sektörün geleceği, tek bir yatırımın korunması (Posco firmasını korumak adına artırılan gümrük vergileri) üzerinden şekillenmemeli; binlerce kişiye istihdam sağlayan üreticinin rekabet gücü öncelikli olmalıdır.

Peki çözüm ne? Öncelikle üreticiyi yeniden rekabet edebilir hale getirmeliyiz. İhracatçının finansman yükü hafifletilmeli, ihracat destekleri artırılmalı ve üretici firmaların üzerindeki SGK işveren yükü azaltılmalıdır. Çin gibi üretim devleri, sanayicisini düşük maliyetli finansman, ihracat kredileri ve güçlü devlet destekleriyle dünya pazarlarında yalnız bırakmıyor. Bizim üreticimiz de rakipleriyle aynı şartlarda mücadele edebilmelidir.

Sadece kamudan beklenti içinde olmak da doğru değil. Sektörün de yeni bir bakış açısına ihtiyacı var. Ortak satın alma, ortak pazarlama, enerji verimliliği ve yeni ihracat pazarlarına yönelme artık bir tercih değil, zorunluluk. Aynı şekilde yalnızca fiyatla rekabet ederek yolumuza devam edemeyiz. Kahramanmaraş'ın üretim gücü daha fazla markaya, tasarıma ve katma değere dönüştürülmelidir. Başkalarının markalarını üretmek yerine kendi markalarımızı dünya raflarında görmek zorundayız.

İşte bu noktada herkesin sorumluluğu var. Kamu kurumları, sektör temsilcileri, meslek kuruluşları ve üreticiler aynı hedef etrafında buluşmalıdır. Çünkü bu mesele yalnızca birkaç fabrikanın değil, binlerce ailenin, şehrimizin ve ülkemizin meselesidir.

Bugün tencereden gelen ses, yalnızca kaynayan suyun sesi değil; üretimin verdiği bir alarmdır. Ama alarmın amacı korkutmak değil, zamanında önlem almaktır. Kahramanmaraş'ın üretim kültürü, yetişmiş insan gücü ve sanayi altyapısı hâlâ en büyük avantajımız. Doğru adımları bugün atabilirsek, yarın yalnızca üretimi değil, ihracatı ve istihdamı da yeniden büyüten bir başarı hikâyesi yazabiliriz.

Çünkü üretimin mutfağındaki ateşi canlı tutmak, yalnızca sanayicinin değil, hepimizin ortak sorumluluğudur.