Siyaset olgusu üzerinde çok düşünür ve olup bitenleri akıl ve tarihi tecrübe alanının verileriyle karşılaştırırım. Akıl ve tarihi tecrübe ölçülerimin başında gelir bunlara farklı parametreleri de zaman zaman ilave ettiğimde olur.
Kaosun içinde cevelan ediyoruz!
Siyaset aktörlerinin temel vasıfları hakkında düşündüğümüzde olup bitenler pek de matah değil. Siyaseti kimlerle yapıyor? Türk toplumu siyaseti kendine meslek edinen bir kast ile karşı karşıya bırakılmış durumda.
Halk bu siyasetin sadece alkışçısı yapılmış olup bitenleri anlamaması için cambaza bak senaryosu oynanıyor. Çeyrek yüzyıla yaklaşan iktidarı ile AK parti muhalefeti de dizayn etmek gibi tarihi bir hataya tevessül etti. Temel ilkeleri ilk kurulduğu anlarda rasyonel olarak belirleyen AK Parti şimdilerde merkez kaç kuvvetinin etkisi altında.
Merkez kaç kuvveti AK partiyi ummadığı bir boyuta taşıyacak.
Peki bu durum milletimizi ekserisinin umutlarının heba olması manasına gelmiyor mu?
Başkanlık sisteminin verimli bir şekilde uygulanması şart. Parlamenter Demokrasi için geçmiş yılların ödenen bedeli ortada iken tekrar yeni heyecanlara girmek acaba kimin menfaatine yarar?
Dünya ölçeğinde övülen bir ekonomik durumumuz yok dalgalan kurlar Türk Milletinin her gün dahada fukaralaştığını gösterip dururken ekonomik yapı üzerinden siyaset yapmanın ağır sonuçlarını yaşıyoruz. Konuşulma alanına bile getirilmeyen onlarca mevzu var ölümü göster sıtmaya razı et dedikleri bu olsa gerek. Bronz kubbeyi göklere çektik peki kara toprağın bağrında sıra dağlar gibi kimler yatacak?
Siyaseti baba ocağı olarak tanımlayanlar ana kucağında yetişmediler mi? Siyasetin ocağı ahlak ve hukuk olmadıktan sonra hali pür melalimiz devam edip gidecektir. Siyasetin kodlarını bilmesem kader der geçerim ama gelinen durum bunun pekte hayırlara vesile olmadığının işaretleri ile dolu. Devletim bu vakte kadar bu kadar savruk bir alanda yer edinmemişti.
Yaşanılan günler siyaset günleri değil aklın dumura uğradığı vakitler olarak tarihte yer alacak yarınlarda yaşayanlar bu zamanların aktörlerini bakalım nasıl anacaklar. Ya devlet başa ya kuzgun leşe!