Dün gece saatlerinde Kılavuzlu Mahallesi’nde, Gölkent konutlarının önünde acı bir olay yaşandı. Bir otomobil su kanalına düştü ve ne yazık ki can kayıpları oldu. Olay bilgisi tarafıma ulaştığında, gazeteci sorumluluğumla hemen olay yerine gittim. Gittiğimde güvenlik güçleri olay yerini çoktan çevirmişti. Ben de hiçbir şeridi aşmadan, uzaktan çekim yapmaya başladım.

Çekim esnasında resmi kıyafetli bir polis memuru yanıma yaklaştı ve “Sen neden çekiyorsun?” diye sordu. Kendisine gazeteci olduğumu söyledim ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından verilmiş olan Basın Kartımı gösterdim. Fakat aldığım cevap hem şaşırtıcı hem de üzücüydü: “Bu kartı herkes yapar. Bir de kimliğini göster.”Yani açıkçası devletin verdiği kartı memur arkadaş tanımadı, yok saydı.

***

Buradan şunu açıkça belirtmek isterim:
Basın Kartı, Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen resmi bir kimliktir. Üstünde de bandrolü vardır. Yönetmeliğe göre bu kart; belli şartları ve süreleri tamamlayan gazetecilere verilir, kimlik yerine geçer ve devletin tüm kurumları tarafından geçerli sayılır. Polis memurunun bu kartı“herkes yapar” demesi, açıkça bilgisizliktir. Elbette ki polisimiz de görevini yapıyor, biz de. Ama kimse kimsenin görevini küçük göremez, hele ki devletin verdiği bir kimliği görmezden hiç gelemez.

***

Bu nedenle polis memuru arkadaşımıza dostane bir tavsiyede bulunmak isterim: Lütfen basın kartının ne olduğunu, kim tarafından verildiğini ve ne işe yaradığını içeren yönetmeliği bir okusun. Çünkü görev başındaki bir polisin bilmesi gereken en temel şeylerden biri de; basın mensubunun yasal haklarını tanımaktır.

***

Bu şehirde yaşanan her olayı, her acıyı, her sevinci halka duyurmak için mücadele ediyoruz. Ne bir olay yerini ihlal ederiz, ne de görevli memura engel oluruz. Biz işimizi yapmaya çalışıyoruz, siz de lütfen bizim işimizi yapmamıza engel olmayın. Sen önce oradaki kalabalıkta meraklı insanların çektiği videolara en gel ol, sonra bana gel. Basın kartını tanımamak, sadece gazeteciyi değil, o kartı veren kurumu da yok saymak demektir.