Birey olmanın, tek başına ayakta kalmanın övüldüğü bir çağdayız. Yeni nesil şöyle kötü, yeni nesil böyle sorumsuz şikayetlerine karşıyımdır hep. Çünkü bahsettiğimiz yeni neslin bizde parçasıyız. Yeni neslin bugünkü durumunun en büyük müktesebi de bizleriz.

Nefes alan her bireyi içine katarak, sadece kendi konforunu düşünen, komşusunun çığlığına kulak tıkayan, ötekine bakarken yargılayıp içini ferahlatan bir canlıya dönüştük.

Bu çağın insanı, “bana ne” diyor. Oysa bu iki kelime, bir çöküşün eşiği. Örneğin gözümüzün önünde her gün çocuklar katledilirken, masum çocukların gözlerinin içine bakarak malum ülkenin gazlı içeceklerini lıkır lıkır içiyoruz. Birey olarak bir duruş sergileyemiyoruz. Hayat denen kısa yolculukta, kalabalıklar içinde, sahte tebessümler eşliğinde kendi yalnızlığımızı alkışlıyoruz.

Bir üst perdeye çıkalım. Zamanında büyük kutuplaşmalara sebep olan, uğruna can verilen ideolojilerin çöktüğünü ibretle izliyoruz. Boşluk doğa gibi, siyaset de boşluk kabul etmez. Bugün her şeyin yerini para aldı. En büyük ideoloji artık döviz kurudur. Onur yerine etiket, liyakat yerine ekonomik güç gösterisi konuşuluyor. Mevki, çalınan kadar yüceltiliyor. Herkes mevkii kadar çalıyor. Taksi şoförü uzun güzergahı seçiyor, işçi patron olmadığı zaman kaytarıyor, iş veren fazla çalıştırıyor, ticari işletmeler vergi kaçırıyor. Devlet tahsil edemediği vergiyi, yakıt, ÖTV vb. yollarla dolaylı vergi şeklinde alıyor.

Ama hepsinden beteri var. Hukuk saygınlığını ve güvenini yitiriyor. İnsanların kendi adaletini kendi arama içgüdüsü artıyor. Basına yansıyan, hileli yollarla 1.600.000 TL değerindeki aracına çöken iki kişiyi, hukuk sisteminden umduğunu bulamayan bir vatandaşımızın öldürmesi bunun tehlikeli kıvılcımlarından.

İğne, işinde gücünde olan halkımıza ya, çuvaldız bu ülkenin düşünen, araştıran, yazan, çizen, fikirler üreten aydın dediğiniz kesime. Bir zamanlar düşüncenin vicdanı olan aydın, bugün çıkarın bekçisi haline geldi. Ülke çığlık atarken o sessiz.

Siyah ve beyaz kadar açık yanlış ve doğru ayrımında olmayan, susan, haksızlıklara ses vermeyen aydınlarımız var. Oysa sustukça büyüyor kötülük.

Aydın kesim siyasi anlamda, ticari anlamda, bireysel anlamda muhalif duruş sergilemelidir. Bu muhalif duruş siyasi anlamda değildir. Yada yalnızca siyasi anlamda değildir. Aydın kesim, iradesini teslim etmeden gerekirse muhalefete de muhalif olmalıdır.

Toplumun kirlenmesi endişe vericidir. Aydın kirlenmesi ise çürümüşlüğün acılı siren sesleridir.