Kelime örtmek manasına gelir. Allah-u Teâlâ için kullanıldığında mağfireti pek çok diye anlaşılır. Kuran-ı Kerim’in en çok kullanılan kelimelerinden biridir. Bunun böyle olması insan fıtratı ile alakalıdır. İnsanı ömür boyu ilgilendiren konuların başında günah kavramının çok geniş alanda kullanılması gelir. İnsanlık tarihi günahı, toplumların ve insanın terbiye edilmesinde kullanarak bu günkü anlayışın oluşmasına sebebiyet vermiştir. Dini hususlarda suçun adı günah, hukuk alanında kural dışının adı suçtur. Suç bir de günah niteliği kazanmış ise bu fiili işleyen insan çok geniş bir mağfireti arzulamak zorunda kalır. Günah, dinin koyduğu sınırlardan dışarı çıkmaktır. Bunlardan Kur’an-ı Kerim de dikkat çekilen şu maddeleri bilmemiz gerekir: Allah'tan başkasına tapma, iki yüzlü olma, hainlik yapma, haram yeme, zulüm yapma, yalan söyleme, zina yapma, sözünden dönme, söz taşıma, kimseyi hakir görme, içki içme, kumar oynama, adam öldürme. Saydığımız bu ana günahların çok farklı yanlarından öyle ya da böyle etkilenir ve sonuçta ne yapacağımızı şaşırırız. Yüce Rabbimizin gönüllere ferahlık veren sözlerine kulaklarımızı açarız. "Gözlerimi dağlara kaldırıyorum, nereden yardım gelecek bana? Yeri göğü yaratan Rab'den gelecek yardımım. O ayaklarımın kaymasına izin vermez. Seni koruyan uyuklamaz." (Mezmur)
Günahın ilk temsilcisi İblis’tir. O, Allah'ın "secde et" emrine karşı çıkarak ilk günahkâr olmuştur. Günaha dadanan insanlar her zaman servet ve refahla şımaran insanlar olmuşlar, iyiliklere karşı çıkmışlardır. Kuran-ı Kerim’in belirttiği günah sadece ölüm sonrası sıkıntılara yol açmaz bilakis o dünya hayatında da felaketlere yol açar. Dinin dünya ile iç içe olması bundandır. Gazali’nin kelimenin manasından hareketle vardığı şu sonuç ne kadar önemli "El-Gaffar, günahları tekrar tekrar, çokça bağışlayan demektir. Öyle ki bütün günahları bir tek defada mağfiret eden ve fakat defalarca günaha dönen insanı bağışlamayan, Gaffar ismine müstahak olmaz." Gafur ismi Kuran-ı Kerim’de Vedud, Aziz, Şekur, Afuv ve Halim isimleriyle kullanılmıştır. "Ey nefislerine karşı aşırı giden kullarım, Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah bütün günahları bağışlar. Çünkü o çok bağışlayan, çok esirgeyendir." (Zümer, 53)
Günahla beraber insanları yüzyıllar boyunca ilgilendiren en önemli problem günahın bizzat kime ait olduğu meselesidir. Her şeyi yaratan Tanrı olduğuna göre insanın işlediği günahta ne suçu vardır? Bu düşünce karşısında yüzyıllar önce çok şeyler söylendiği gibi şimdilerde de konuşulmakta mükemmel olan Tanrı'dan bunun beklenilmeyeceği üzerinde durulmakta. Heyhat ne garip bir durum ve insan için içinden çıkılmaz vaziyet! Dünya'nın cilvelerini anlamayan, aklın ilk bakışta kendine problem yaptığı şu konu yaratılışla direkt alakalı. Kötülük sadece insanın algı dünyasına göre ve değişkendir. Rabbimizin kâinatın işleyişinde koyduğu kurallar dairesinde her işin kendi olumlu anlayışı olur.
Enes (r.a.) demiştir ki, Rasulüllah (s.a.) i şöyle söylerken işittim: "Allah Teâlâ buyurdu ki: Ey Ademoğlu sen bana dua ettiğin, rahmetimi ümit ettiğin müddetçe seni bağışlar, geçen günahlarını mağfiret ederim. Günahlarının çokluğuna da aldırış etmem. Ey Ademoğlu! Günahların dağlar gibi yığılsa gökyüzüne ulaşsa sonra bana istiğfar ederek bağışlamamı dilesen seni bağışlarım. Ey Ademoğlu, şayet bana yeryüzü dolusunca hatalar getirsen ve bana hiçbir şeyi ortak tutmayarak huzuruma gelsen ben de yeryüzünü dolduran bir mağfiretle seni karşılarım."