Savaş denilen olgunun gerçekliğini kabul ederim. İnsanlığın varoluş yolu olan savaşı yok saymam kabul edilemez.
Kuru cihangirlik değil bahse konu olan.
Fetih arzusunun kendi doğal halinin bizleri getirdiği yerde nükleer silahlara sahip olmak hangi stratejik durumu ortaya çıkartır.
Milletler bilimsel gelişmeler ışığında nükleer enerjiden farklı şekillerde yararlanma imkanına sahip olurlar. Barış amaçlı yapılar kadar savaş amaçlı değerlendirmeleri göz ardı edemeyiz. Milletler yani insanlık fakru zaruret altında yaşarken uluslararası silahlanma yarışında ilerleme denilen mevzu acaba nasıl ele alınmalıdır?
Bugün dünyada atom- nükleer silahlarının caydırıcılığının bedeli nedir?
Pakistan acaba bir örnek olabilir mi?
Kaosun topyekun hâkim olduğu o coğrafya Pakistan’a nükleer silaha sahip olmak ne kazandırıyor?
Dünya genelinde yapılan iblis propagandasının etkilerinden silahlanma ile kendimizi nasıl koruyabiliriz?
Düşünüp bu konuyu milletimizin doğal hakikatleri ile incelemek gerekir.
Ülkemizin bilimsel gelişmeleri sevindirici olmakla beraber silah endüstrisi kadar barış endüstrisin inde konuşulup açıklığa kavuşturulması elzem.
Kültürel kodlarımızda nükleer savaş ve onun maliyeti nasıl karşılanacaktır?
Pahalı olmanın ötesinde dış bağımlılığı da gerektiren bu olguyu milletimizin refahı açısından ele almak aydın olarak önceliğimiz.
ABD’nin dayattığı silahlanma barışa engel!
İnsanın yaşatılması önceliktir.
Dünya tarihi kuru cihangirliğin bedelini ağır şekilde ödemeye devam ediyor. Edebiyat, sanat, buluş alanında yapılması gerekenlerin yerine atom silahları almışsa çokça düşünmek gerek.
Ekonominin dünya genelinde şer güçlerinin yönetiminde savaşa yönlendirilmesi dünyamızı yaşanmaz hale getiriyor.
İki dünya savaşının elim sonuçları ortada. Ulusların zenginliğinin bilimsel kanallarla sömürülmesinin önüne geçilmelidir.
Gıda başta olmak üzere barınma, sağlık, eğitim ve öğretim can çekişirken çok az bir kesimin müreffeh yaşaması kıyametin habercisidir. Bir lokma ve huzur insanlığa çok görülmemeli. Yağmalanan yer altı ve yer üstü zenginliği kadar insanlığın heyecan ve umutları barıştan yana kullanılmazsa bu gidişat bizi ahlaki ve dini bir anarşiye götürür ki bunun bedeli yeryüzünden insanlığın silinmesi olur