Ramazan, sadece takvimde bir ay değildir; insanın kendine dönüş mevsimidir. Açlıkla terbiye olan beden, suskunlukla arınan dil ve sabırla olgunlaşan ruh…
Oruç, insanın bütün katmanlarına dokunan çok yönlü bir eğitimdir.
Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulur:
“Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki sakınırsınız (takvaya erersiniz).” (Bakara, 2/183)
Bu ayet, orucun yalnızca bir açlık disiplini değil, takvâ eğitimi olduğunu bildirir. Takvâ; bilinçli farkındalık, iç denetim ve sorumluluk bilincidir. Modern psikolojideki öz-denetim (self-regulation) kavramıyla derin bir paralellik taşır.
1. Bilinç ve Öz-Denetim Eğitimi
Oruç, beynin “istek – erteleme – sabır” mekanizmasını güçlendirir. Gün boyu ertelenen arzu, prefrontal korteksin (karar ve kontrol merkezi) aktif çalışmasını destekler.
Hadis-i Şerif’te Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur:
“Oruç sabrın yarısıdır.” (Tirmizî, Daavât 86)
Sabır; dürtü kontrolü, dikkat yönetimi ve zihinsel dayanıklılık demektir. Oruç, bireyin “hemen haz” yerine “anlamlı hedef” için bekleyebilmesini öğretir. Bu, psikolojide gecikmiş haz (delayed gratification) olarak tanımlanır.
Ayrıca oruç sırasında zihinsel berraklık hissi birçok kişide artar. Sindirim sisteminin dinlenmesi, kan şekerindeki dengelenme ve minimal uyaranla geçirilen saatler, düşünsel sadeliği artırabilir.
2. Arınma ve Denge
Oruç, bedene bir “mola” verir. Sindirim sistemi gün boyu dinlenir; metabolizma dengelenir. Bilimsel araştırmalar aralıklı orucun (intermittent fasting) hücresel yenilenme süreçlerini (otofaji) desteklediğini göstermektedir.
Ancak burada önemli olan ölçüdür. İftar ve sahurda aşırıya kaçmamak, orucun fiziksel katkılarını artırır. Kur’an bu dengeyi şöyle hatırlatır:
“Yiyiniz, içiniz fakat israf etmeyiniz.” (A’râf, 7/31)
Oruç, bedenle kurulan ilişkiyi dönüştürür. Yeme eylemi bir haz nesnesi olmaktan çıkar; şükür bilincine dönüşür.
3. Empati ve Şükür
Açlık, yoksulluğun duygusal kapısını aralar. İnsan, aç kalanların hâlini daha derinden hisseder. Bu empati kapasitesi, duygusal zekâyı besler.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurur:
“Kim bir oruçluyu iftar ettirirse, onun sevabı kadar sevap alır.” (Tirmizî, Savm 82)
Bu hadis, Ramazan’ın bireysel değil toplumsal bir bilinç oluşturduğunu gösterir. Paylaşmak, dopamin ve oksitosin gibi mutluluk hormonlarının salgılanmasını artırır. İnsan verdikçe genişler.
Oruç aynı zamanda öfke kontrolünü öğretir. Hadiste şöyle buyrulur:
“Biriniz oruçlu olduğu gün kötü söz söylemesin. Eğer biri ona sataşırsa ‘Ben oruçluyum’ desin.” (Buhârî, Savm 9; Müslim, Sıyâm 115)
Bu, duygusal farkındalık ve tepki yönetimi eğitiminin ilahî versiyonudur.
4. Arınma ve Anlam
Ramazan, insanın ruhsal eksenini yeniden hizalar. Gece ibadetleri, Kur’an tilaveti ve dua; bilinçaltında bir temizlik etkisi oluşturur.
Hadis-i Kudsi’de Allah Teâlâ şöyle buyurur:
“Oruç Benim içindir, mükâfatını da Ben vereceğim.” (Buhârî, Savm 2; Müslim, Sıyâm 164)
Bu ifade, orucun görünmezliğine işaret eder. Oruç, gösterişten uzak, içsel bir ibadettir. Bu yönüyle ego törpüleyici bir eğitimdir.
Ruhsal açıdan Ramazan, insanın “ben merkezli” algısını “kul bilinci”ne dönüştürür. Anlam duygusu güçlenir. Psikiyatrist Dr. Viktor Frankl’ın ifade ettiği gibi, insan anlam buldukça dayanıklılığı artar. Ramazan, hayatın geçiciliğini ve sonsuzluk bilincini hatırlatarak varoluşsal bir derinlik kazandırır.
Ramazan Ayı ve Oruç;
- Zihne disiplin,
- Bedene denge,
- Duygulara empati,
- Ruha arınma kazandırır.
Oruç, insanın en temel dürtüsünü kontrol ederek “ben”i küçültür, “biz”i büyütür. Açlık, aslında ruhun toklaşmasıdır.
Ramazan’ın bize en derin mesajı şudur: İnsan sadece yiyerek değil, anlamla yaşar.