İnsan olarak gelip durduğumuz anlam alanının eşiğinin akıl olduğu dile getirilir evet bu doğrudur ama bunun içeriği ne idüğü hakkında neler biliyoruz. “Aklı olmayanın dini olmaz” tabiri kulaklarımızda aklın hemen dinle irtibatlandırılması hangi manaya gelir? Yaklaşık iki yüz yılı aşan bir devirden beri akıl der dururuz. Bugün gelinen noktaya baktığımızda aklın istenilen kadarda devreye girmediğini görmek durumundayız.

Aile içinde dünyaya gelen insan ahlaki bir zeminde niteliksel yapılanmasının ilk evrelerin geçirir ilerleyen süreç ona akıl denilen üst bir anlam alanının kapılarını açar. Zekadan farklı olan aklı düşüncemizin devamlı konusu yapmak işte bunun için çok önemli.

Temel birtakım sabitelerle kuşatılmış durumdayız bunlar: maddi cevher, uzay, zaman ,matematik olgular, evrensellik, zorunluluk, kemmiyet, keyfiyet, münasebet, kiplik, ruh ve Allah.

Bahse konu olan bu kavramların ölçüsü akıl mı?

Şimdi insanı kemal yolda ilerleten ana motive edici gücü sadece akla verip köşeye mi çekileceğiz?

Akıl: bilme, üretme, yapma, yıkma, kavrayıp ütopyalar oluşturarak insanın yaşadığı dünyayı açıklamakta başat bir rol oynarken insan bu aklın çelik alanında nefes alıp vermekte zorlanmakta gelip durduğu yeri korkuyla seyretmektedir.

Akıl ile birlikte insan varlığın tam odağına konulmuştur.

Bilgi, ahlak ile tamamlanan insan düşüncesinin temel değerleri insanlık tarihi boyunca farklı yollarla bize ulaşırken şimdi aklın özü başına bu alanın sıkletini taşıyamadığını görüyorum.

İnsan eşittir akıl denildiğinde çizilen dünyada kadim değerlerin çoğuna yer olmadığını görmek ne acı.

Varlık yeniden tanımlanmaya muhtaç.

Gerçek temeline yerleştirilen varlık bir değer olmanın ötesindedir. Sanat, ekonomi, hukuk, ahlak ve din diye sıralana değerler yapılanmasının varlıkla münasebeti bugün yeniden ele alınmayı bekliyor. Güzellik, genel fayda, hak ve adalet, iyilik, kutsallık temeline dayanan bu olgular varlık perdesine nasıl yansıyor?

Yer gök arasında kaygılarla yaşayan ölümlü insan Allah’ın huzurunda bulunduğunu anlamazsa başına gelecekleri düşünmekten bile aciz hale gelir. Varlık, hiçlik, yokluk ve ötelerin demirden ağır sıkleti insanı dağıtır ki toplayana aşk olsun dedirtir.

Göklerden uzatılan rahmete elimizi uzatalım. Vahiy hakikatinin sınırlarını çizdiği aklı rehber edinelim. Kuranı Kerim’ de akl’ın: ibret almak, tefekkür etmek, öğüt almak, hidayete ermek, cehalette kalmamak, hikmet yönünden kör, sağır ve dilsiz olmamak can suyu olarak da Kuran’ın manasının anlaşılması için olduğu dile getirilmiştir.

Hiç olmak tabirini asla dini, ahlaki bulmuyorum. İnsan hiç olmak için değil Müslüman olmak için gayret göstermelidir.