Anayasamızın 56. maddesi uyarınca “Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.” Bu madde bizler için çok önemlidir ve kısaca Sağlık Hakkı olarak tanımlanır. Sağlık hakkı, temel insan haklarından bir tanesidir. Nitekim uluslararası veya ulusal birçok düzenlemede yer almaktadır.
Hasta Hakları Yönetmeliği de söz konusu düzenlemelerden bir tanesidir.
Bedeni, ruhi ve sosyal yönden tam bir iyilik hali içinde yaşama hakkı sağlık hakkının temelini oluşturur.
Hasta Hakları;
· Adalet ve hakkaniyete uygun sağlık hizmetlerinden faydalanma,
· Bilgi isteme,
· Sağlık kuruluşunu seçme ve değiştirme,
· Tıbbi gereklere uygun teşhis,
· Tedavi ve bakım,
· Tıbbi özen gösterilmesi haklarını da kapsamaktadır.
Hasta Hakları aynı zamanda temel insan haklarından olması sebebiyle yönetmelikte yer alan yasal düzenlemelerin bir kısmını bu yazımda paylaşmak isterim.
Konu çok önemli ve detaylı olduğu için bu konuyu önümüzdeki birkaç hafta boyunca ele alacağım.
1) Tıbbi müdahalelerde hastanın rızası gerekmektedir. Hasta küçük veya mahcur ise velisinden veya vasisinden izin alınır. Hastanın, velisinin veya vasisinin olmadığı veya hazır bulunamadığı veya hastanın ifade gücünün olmadığı hallerde, bu şart aranmaz.
2) Mevzuatın öngördüğü istisnalar dışında, rıza herhangi bir şekle bağlı değildir. Hukuka ve ahlaka aykırı olarak alınan rıza hükümsüzdür ve bu şekilde alınan rızaya dayanılarak müdahalede bulunulamaz.
3) Hastanın manevi yapısı üzerinde fena tesir yapmak suretiyle hastalığın artması ihtimalinin bulunması ve hastalığın seyrinin ve sonucunun vahim görülmesi hallerinde, teşhisin saklanması caizdir.
4) Hasta, modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun olarak teşhisinin konulmasını, tedavisinin yapılmasını ve bakımını istemek hakkına sahiptir.
5) Hastane çalışanlarının, hastanın durumunun gerektirdiği tıbbi özeni gösterme yükümlülüğü bulunmaktadır. Hastanın hayatını kurtarmak veya sağlığını korumak mümkün olmadığı takdirde dahi, ıstırabını azaltmaya veya dindirmeye çalışmak zorunludur.
6) Hastanın, mahremiyetine saygı gösterilmesi esastır. Hasta mahremiyetinin korunmasını hastanın kendisi tarafından da açıkça talep edebilir.
7) Kanunda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, kimse, rızası olmaksızın ve verdiği rızaya uygun olmayan bir şekilde tıbbi ameliyeye tabi tutulamaz.
8) Sağlık hizmetinin verilmesi sebebiyle edinilen bilgiler, kanun ile müsaade edilen haller dışında, hiçbir şekilde açıklanamaz.
9) Kanunen zorunlu olan haller dışında ve doğabilecek olumsuz sonuçların sorumluluğu hastaya ait olmak üzere; hasta kendisine uygulanması planlanan veya uygulanmakta olan tedaviyi reddetmek veya durdurulmasını istemek hakkına sahiptir.
10) Hasta, kişilik değerlerine uygun bir şekilde ve ortamda sağlık hizmetlerinden faydalanma hakkına sahiptir.
Uzun süredir ofisimizdeki meslektaşlarımızla ofisimizin kurucusu Bilge Aydın Temiz’in önderliğinde, kendisinin uzmanlaştığı doktora konusu Sağlık Hukuku kapsamında dosyalara çalışmaktayız. Bu sebeple, özellikle bu konu ile ilgili yazmak istedim.
Bu makaleyi yazarken Kahramanmaraş’ta neler oluyor diye küçük bir araştırma yaptım. Bu araştırma sırasında şehrimiz için çok güzel ve önemli bir haberi gördüm.
“NADİR NÖROLOJİK HASTALIĞA KARŞI BÜYÜK BAŞARI”
Haberin detayına baktığımızda, sağlık alanında önemli hizmetler sunan HG Hospital Hastanesinde Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Karakoç’un, üç yıldır çözülemeyen, hastanın yutma ve konuşma bozukluğuna neden olan bir hastalığın tedavi edildiği belirtilmektedir.
İlgili haber hukuki olarak ele alındığında; HG Hastanesi’nin ve Dr. Mehmet Karakoç’un, hastanın modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun olarak teşhisinin konulması için gerekli tıbbi özenin gösterildiğini söylemek mümkün.
HG Hospital’da yaşanan bu olumlu örnek, sağlık hizmetlerinde bireyselleştirilmiş tanı ve tedavi sürecinin ne kadar kritik olduğunu göstermektedir. Ancak geçmişte yaşanan teşhis gecikmesi ve muhtemel ihmal vakaları; sağlık hukuku çerçevesinde dikkatle incelenmesi gereken bir tabloyu da ortaya koymaktadır.
Bir Kahramanmaraşlı olarak bu dikkat ve özen için teşekkür ederim. Bu örneklerin çoğalması en büyük dileğimizdir.