Aşk mı, Sevgi mi, Saygı mı?
Peki Mutluluk ve Huzur Nerede Başlar?
Evlilik üzerine en sık sorulan sorulardan biri şudur: “Evliliği ayakta tutan şey nedir?”
Kimi “aşk” der,
kimi “sevgi”,
kimi ise sessizce “saygı” diye ekler.
Aslında bu üç kelime, evliliğin birbirinden kopuk parçaları değil; aynı yapının taşıyıcı kolonlarıdır. Biri eksildiğinde yapı sallanır. İkisi zayıfladığında çatlaklar görünür olur. Üçü yok olduğunda ise ortadan evliliğin hiçbir özelliği kalmamıştır.
Üçü birlikte ve bilinçle var olduğunda ise evlilik, insanın sığındığı bir huzur alanına ve cennete dönüşür.
Aşk: Evliliği Başlatan Güç
Aşk, evliliğin ilk cümlesidir. Heyecan, tutku, yoğun bağlanma ve “onsuz yapamam” duygusu… Bilinçdışının ihtiyacı olan duygu ve hislere ulaştığında hissettiği aşırı haz halidir. Kişiler bu durumda iken o haz hali hiç bitmesin hep olsun der iken; bilinçli zihin olarak kördür. Hani derler ya; “Aşkın gözü kördür.” diye. Bilinçdışı haz ilkesi ile çalıştığı için karşıdaki kişinin kusurunu dikkate almaz sadece ona ulaşmak ve onunla birlikte olmak vardır.
İlk zamanlarda:
- Kusurlar fark edilmez,
- Farklılıklar çekici gelir,
- Zorluklar görmezden gelinebilir.
Ancak psikoloji bize şunu söyler: Aşk, doğası gereği yüksek ama geçici bir duygudur. Beyinde ödül ve haz sistemleriyle çalışır; zamanla sakinleşir. Bu durum bir kayıp değildir, bir dönüşümdür. Aynı tırtılın kozaya, kozanın kelebeğe dönüşümü gibi… Kelebeğe dönüşmek sabır, emek ve zaman istiyor ise Aşkın dönüşüm yolculuğu da aynı şekilde sabır, emek ve zaman ister.
Birçok evlilikte kriz tam da burada başlar. Çünkü eşlerden en az biri “aşk bitti” zanneder. Oysa biten aşk değil, aşkın ilk biyolojik yoğunluğudur. Haz yoğunluğunun gözleri yani aklı kör eden etkisidir.
Aşk, evi kurar… Ama evin ayakta kalması için başka temellere ihtiyaç vardır. Özellikle sevgiye dönüşmesi gerekir.
Sevgi: Evliliğin Sessiz Dayanağı
Sevgi, aşktan daha sessiz ama çok daha derindir. Gösterişsizdir, bağırmaz, dikkat çekmez; fakat kalıcıdır.
Sevgi;
- Dinleyebilmektir,
- Yorgunluğu fark edebilmektir,
- “Bugün iyi değilsen de yanındayım” diyebilmektir.
Uzun yıllar süren evliliklerde büyük romantik cümleler azalabilir. Bilinçdışının etkisi azalırken sevgiye dönüşme sürecinde bilinç devreye girer. Bilinçdışı zihin hisler ve duygularla çalışırken bilinçli zihin ise akıl ve mantıkla çalışır. Aşktan sevgiye geçiş oldukça zordur. Çiftler aşk halinde iken hayvani haz ilkesi baskın olduğundan insani akıl ve mantığa dönüşme sürecini kabul etmekte zorlanabilir. Bu başarıla bilir aşk sevgiye dönüşebilir ise güvene, alışılmış bir yakınlığa ve duygusal bağa bırakır. Dönüşemez ise nevrotik sevgiye dönüşür. Nevrotik sevgi ise ayrı bir köşe yazısında değinilecek kadar uzun ve önemli bir konudur.
Sağlıklı sevgiye dönüşen evlilikler dışarıdan “sıradan” görünür. Oysa psikolojik açıdan en sağlam ilişkiler, tam da bu sessiz sevgi zemininde kurulur. Ancak burada önemli bir nokta vardır: Sevgi, saygıyla korunmazsa zamanla incinir.
Saygı: Evliliğin Görünmeyen Ama En Hayati Direği
Saygı, evlilikte en çok ihmal edilen ama en belirleyici unsurdur.
Çünkü saygı yoksa:
- Sevgi kendini savunmaya alır,
- Aşk hızla tükenir,
- Güven zedelenir.
Saygı;
- Eşini başkalarının yanında küçük düşürmemektir,
- Duygularını “abartı” diye değersizleştirmemektir,
- Öfkeliyken bile sınırı koruyabilmektir.
Bir tartışma anında söylenen “Sen zaten hep böylesin”, “Bir şeyi de doğru yap”, “Abartıyorsun” gibi cümleler hakaret gibi görünmeyebilir. Ama saygıyı sessizce aşındırır.
Zamanla eşler şunu söylemeye başlar: “Eskisi gibi sevmiyorum.” Oysa çoğu zaman sevgi bitmemiştir; incinmiştir. İncindiği için tekrar sevgi gösterip karşısında sevgi görmeyi bırak saygı görmeyeceğini düşündüğü için sevmediği düşünmeye hatta çevresinde dile getirmek daha az acı verici gelecektir. O nedenle içinde sevgi tohumları olsa da sulamaktan yani dile getirmekten korkacaktır. Korku duygusu ise kişiyi hareketsiz ve atalet halinde bırakır. Bu atalet hali ise sevgiyi canlandırmak ve yaşatmak için harekete geçmeyecek…
Kişi yavaşça ve sessizce o çatışma alanından; evden, eşinden, çocuklarından ve hayallerinden uzaklaşacaktır. Bu uzaklaşma bazen duygusal bazen ise mekânı terk ederek fiziksel olarak gerçekleşecektir.
Bilinç: Aşkı, Sevgiyi ve Saygıyı Birlikte Taşıyabilmek
Evliliği gerçekten ayakta tutan şey; aşk, sevgi ve saygının bilinçle yönetilmesidir.
Bilinçli evlilikte:
- “Ben haklıyım” yerine “Biz nasıl çözeriz?” sorusu sorulur,
- Eleştiri yerine duygu ifade edilir,
- Susturmak yerine dinlemek tercih edilir.
Bir tartışmada eşlerden birinin “Şu an çok sinirliyim, kırıcı olmak istemiyorum. Sonra konuşalım.” diyebilmesi; aşk değildir belki… Ama sevgidir. Ve en önemlisi, saygıdır.
Saygı; duyguların taşmasını engelleyen emniyet kemeridir. Saygı bilinçli zihnin dengeleme çalışmasıdır. Haz halindeki duyguların mantıklı hale dönüşmesini sağlar.
Mutluluk ve Huzur Ne Zaman Gelir?
Mutlu evlilik, hiç kavga olmayan evlilik değildir. Huzurlu evlilik, hiç sorun yaşanmayan evlilik değildir.
Huzur;
- Tartışabilip dağılmamaktır,
- Kırılıp onarabilmektir,
- Aynı fikirde olunmasa bile aynı tarafta kalabilmektir.
Saygının olduğu evlilikte:
- Ses yükselebilir ama sınır aşılmaz,
- Öfke geçicidir, bağ kalıcıdır.
Evlilik;
- Aşkla başlar,
- Sevgiyle derinleşir,
- Saygıyla korunur,
- Bilinç ve emekle ayakta kalır.
Ve evlilikte asıl amaç şudur: Haklı çıkmak değil, birbirini incitmeden birlikte mutlu ve huzurlu kalabilmektir.
Çünkü haklı olabilirsiniz… Ama saygıyı kaybettiğinizde, evlilik zaten kaybetmeye başlar.