Kimdi o, nasıl bir karakterle onlarca hayalimdeki insana şekil vermişti bunları düşündüm ilkin. Hayatı filim tadında yaşamadım. Gerçek ile hakikat arasında salınıp durdum her defasında yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır edasında oldum ama elime ne geçti?

“ Kara olur Okçular’ın yoncası

Görülmemiş bu dünyada buncası

Açılmadan kopup düştü goncası

Bahar ağlar açan güller inler” (DADALOĞLU)

Eşiğinde beklediğim dünyayı tanımak vardı. Her şeye sahip olduğumu vehmederken bir den bire sinema salonlarının loş ışıklarında kendime bir dünya kurmak zorunda kaldım.

Saftirik bir hayatın katmalarında mistik kaygıları kendime iş edinirken gerçeklerin yanımdan teğet geçtiğini anlamam mümkün müydü? Sondan başlamıştım trajedi buydu!

Tatar Ramazan ile o vakit tanıştım.

Samimi ve yürekten seven o kahramanı kendime rehber edinmem uzun sürmedi, beyaz perdede kahramanımı bulmuştum. TATAR RAMAZAN / Kadir İnanır her sözü ile önüm sıra yürüyor ulvi hayatımı polatlandırıyordu.

Konya’da idim gurbette ve her dem hayatın dışına savrulup esrükleşiyordum. Dozunu artıran cümlelerle meftun günlük hayatın dışında yaşayıp kendi ATLANTİSİM’de maviliklerin sarhoşu olmuştum.

Gündelik Hayatı elimin tersiyle itmiş Melekut aleminin ferdiyetine kapılmıştım.

Uyandım mı hayır! Yüksek dozda aldığım hikmeti hâlâ özümsüyorum.

2013 yılında AKİL İNSANLAR toplantısına Maraş’tan Akil İnsan olarak davet edildim işte o dem Kadir İnanır ile tanıştım. Pınarbaşında ki sosyal tesiste mülaki olduğum toplantıya RIFAT HİSARCIKLIOĞLU başkanlık ediyordu Ülkemin dertlerini bir dosya da yazıp takdim etmiştim.

Delikanlı bir insanla yan yana geldim elini sıkıp “ Maraş’a hoş geldiniz” dedim.

Her kesin kadraja girmeği can attığı o demleri akıl hafızama kayıt ettim.

“ Belimizde kılıcımız kırmani

Taşı deler mızrağımın temreni

Hakkımızda devlet etmiş fermanı

Fermam padişahın dağlar bizimdir” (DADALOĞLU)

Uzaktan yakında haberlerini alırdım Kadir İnanır’ın. Bir akşam üstü güneş mavilikleri kızıla boyarken bir kahramanım daha hayata veda etti krizantemimden bir burç daha yıkıldı.

Ah ölüm, dar kapı bir defalık geçilen ırmak, sahil uzak, mavi köpüklü sular delişmen hoyrat.