Yüzyılı büyük tartışmaların içinde geçirdik. Değişen dünya dengelerinin olguları arasında bocalayıp durduk gerçi bunun hayli sebebi olmakla birlikte bazı oyunlarında sinsice uygulandığını biraz geç fark ettik.

Büyük devletimizin toprak kaybı ve her geçen gün kendi iç sorunlarının üzerinde durması alemin nizamsızlaşması çatışmaları artırdı. Dünyanın gidişatında rol oynayan Yunan Hristiyan Düşüncesinin kodlarının çözülemeyişi bunda hayli bir etken de oldu.

Hristiyanlık düşüncesiyle birleşen Yunan Felsefesinin dünya üzerinde etkilerinin maddi sömürgecilikle zirve yapması kadim uygarlıkları derinden sarstı. 17.Yüzyıl dünya dengelerinin değişmeye başladığı işaretleri verirken bunu çok geç fark etmenin bedeli bizler için acı sonuçlar doğurdu. Vatan coğrafyamız küçüldü fikir tartışmalarının teknoloji üretmemesi işleri hayli zora soktu.

Olup bitenleri bilimle değerlendirmeye başladık.

Bilimi, din, felsefe, sanat ve ahlak, insanın ,fiziki ve beşeri muhitinde akıp giden hayatına anlam verme faaliyetinin birer şubesi olarak kabul edebiliriz. Ayrı adlar olarak dile getirdiğim olguların aralarında bulunan ilişki ise hikmeti doğurur. Bilimlerin kendi alanlarında mutlakiyet iddiasından çıkan sonuç üzerinde düşünülmeye değer. Bugün her bilim alanının uzmanlığı insan düşüncesinde bütünlüğü sağlamaktan uzak hale getirilmiştir. Bölünmüşlük daha iddialı şeklinde söyleyeyim uzmanlık öz kütlesi dışında insanın karabasanı haline gelmiştir.

İnsanın bütüne muhatap olması unutuldu.

Bilim zaman ve mekân dünyasında yer alan şeylerin, olgu ve yapılarını, onlar arasındaki sebep sonuç bağlantılarının oluşturduğu düzeni keşfetmeyi; bu konuda elde edilen verileri dedüktif bir sistem içinde toplamayı ve nihayet olup bitenlerin hangi temel yasalara göre düzenlendiğini anlatır. Bilimden değerler dediğimiz: bilgi, korku, beslenme, güvenlik, savaş, güç, hak, adalet, yasa, düzen, tanrı ve kimlik hükümlerini çıkarmayı beklememeliyiz.

Ama durum hiç de böyle olmadı.

Bilimsel sıfatı kullanılarak hayat tarzı veya dünya görüşü oluşturuldu “bilimsel dünya görüşü” yaftası altında insanlık zulme razı edildi. Dünya görüşleri inanç değerinde olduğu gibi iman olarak da kendini gösterir. Bilim için hem tarafsız, objektif, değerden bağımsız diyeceğiz hem de onu bütün değerleri içine alan dünya görüşü ne sıfat yapacağız işte bu tam bir Ali Cengiz oyunudur.

Bilimsel Dünya görüşü cümlesindeki bilimsel terimi ait olduğu alanın ötesini taşınmış ve cendere oluşturulmuştur. Materyalilzm, Pozitivizm ve bilimcilik, müspet düşünce, adı altında verilen aslında yeni sömürgecilik şablonundan başka bir şey değildir.

Peki bu oyun niye Müslümanlar üzerinde oynandı?

İşte bunun cevabı için sizlere İkbal’in İslam’da Dini Tefekkürün Yeniden Kurulması adlı kitabını hatırlatmayı gerekli görüyorum. Bu kitap anlattıklarımızın genel çerçevesini çizerken bizleri de can suyuna doğru götürmektedir.