Hatırat kitaplarına bir yenisi daha eklendi. Maraş ve dolaylarının anlatıldığı bu tür eserler öncelikli okuma sırasında yer alır. Hafta sonu aldığım bu kitabı da vakit geçirmeden okumaya başladım.
Yıldırım Alkış arkadaşım Konya İlahiyat mezunu ve çok uzun vakitlerde Maraş İmam Hatip Lisesinde beraber çalıştığım biri. 1984 de Konya mezunu olun Yıldırım Bey Göksun’dan orta okulu Göksun’da bitirip Maraş İmam Hatip Lisesini okur sonrasında mülakatla Konya Yüksek İslam Enstitüsini kazanır ve oradan da 1984 yılında mezun olur.
Öğretmenlik hayatı onun için farklı bir boyutunda kapılarını açar. Din Kültürü Ve Ahlak Bilgisi öğretmenliği çerçevesinde hayata bakan yazar bu odağı daha sonra hayatının her anına koyar ama bu durum nelere mal olur?
Köy insanları için öğretmenlik olgusu hep büyütülür ve o bağlamda öğretmenlik neredeyse kutsallık derecesinde ele alınır halbuki bu durum ülkemizin sosyal şartları ile çelişik nice durumlara yol açıp durur.
En sonunda söylemem gereken bu hususu şimdi buradan yazarın kendi kaleminden bir örnekle anlatmak istiyorum. Kars il milli eğitim müdürlüğüne ulaşan yazar kitabının 185 sh. Şunları aktarır “ Milli Eğitimden emekli oldum ama kimsenin haberi olmadı. Otuz yıla yakın çalıştığım Milli Eğitimden emekli olmak için dilekçe verdiğim günlerde biri beni çağırıp “ hocam niçin ayrılıyorsun , senin için erken değil mi? Daha gençsin , bize lazım vs” der diye umdum. Ama nafile… sonra “ madem emekli oluyorsun ,farklı kademelerde bu kadar yıl çalıştın, onlarca takdir, teşekkür , başarı ve üstün başarı belgesi aldın;bari şu kalem, şu defter, şu kitap sana emeklilik hediyemiz olsun” diyen olur mu diye bekledim ama o da nafile! Sermayesi ve gayesi insan olan bir bakanlıkta insanın kıymeti bu kadarmış”. İşte çarpılma denen sosyal olgu budur. Meslek kutsallığından behemal vaz geçilmeli ki insanımız verimli olsun.
Din bilimleri ihtisası ve hocalığının gelişi güzel yapılması din alanının şahısların kendi düşünceleri ile şekillenip daha sonra da herkesin bir diğerini yorumlamada bu değerleri kullanması bu acı durumu doğurmaktadır.
Ülkemiz için behemehal bir din ve dindarlık tanımı elzemdir.
Moral kaynağı olarak kabul edilen din ilerleyen safhalarda hayatın her alanına nüfuz ederken bunun sonuçlarına katlanmak göründüğünden daha da ağır bedellere mal olmaktadır. Yıldırım Alkış sade bir öğretmen olarak yaşamış olsa idi bu kitapta anlatılanların hiçbirini ne okur ne de duyardık. Ülkemizin sosyal şartları insanın mevki ve makamdan aldıkları ya da kattıkları ile anlamlı.
Kanun ve yönetmelikleri ferasetle yorumlayan Yıldırım Alkış cesaretli bir idareci profilini çizmiş bulunduğu her mahalde sorup soruşturmanın faydalarından da yararlanmıştır. Önerileri kendi akranlarınca cazip bulunmasa bile aklın yolundan hareketle doğrunun her vakit yanında olması nice kapıları ona açmıştır. Kitap birbirinden farklı idarecilik örneğinin de kaynağı kitap saklı hazinelere malik duruyor.
Proje diye yanıp duran insanlara bu kitap proje kaynağı durumunda alıp okuyanlar proje sağnağı altında kalırlarsa şaşırmasınlar. Hatıralarını kaleme alan Yıldırım Alkış’ı kutlarım. Ağaç dalı ile gürler derlerdi eskiler bu sözün hakikatine bir daha şahit oldum Yıldırım Alkış Beyin kitabında anlattığı yol arkadaşlarını tanımak isterdim mesela ALİ KASIM BULUT beyi ve EMRE BAYRAMOĞLU beyi .
Kitap hakkında birkaç yazı yazacağım bu ilk olsun detayları ilerleyen yazılarımda okursunuz. İlahiyat Yayınlarından çıkan bu kitabı 0 312 439 01 69 dan temin edebilirsiniz.