Manşet Gazetesi muhabirlerinden Eyüp Kağan Atlı "Çocuk maketini eğlence yapan özenti zihniyet" başlığı ile yeni köşe yazısı yayınladı.
Kahramanmaraş'ta bir bungalov alanında düzenlenen Halloween (Cadılar Bayramı) partisi, kullanılan dekorlarla tartışma konusu oldu. DJ performansı, kostüm yarışması ve çeşitli gösterilerin yer aldığı organizasyonda asıl tartışma, eğlencenin içeriği ve kullanılan görüntüler üzerinden başladı.
Çocuk mankeniyle ne eğlencesi
Organizasyonda kanı andıran kırmızı sıvıyla doldurulmuş küvette cansız bir çocuk mankeninin kullanılması kabul edilebilir mi? Korku temalı etkinlikler düzenlenebilir, farklı kostümler giyilebilir. Ancak çocukların acısını, ölümü ve şiddeti çağrıştıran görüntüleri eğlence dekoruna dönüştürmek bambaşka bir meseledir. Üstelik 6 Şubat depremlerinde binlerce insanını, çocuğunu kaybeden ailelerin yaşadığı Kahramanmaraş'ta bu tür görüntüler karşısında çok daha hassas olunmalıydı. Bu şehirde evlatlarının mezarına her gidişinde aynı acıyı yaşayan anne babalar var. Toplumsal hafızanın ve insanların acılarının bu kadar kolay göz ardı edilmesini doğru bulmuyorum.
Sütçü İmam'ın şehrine bu görüntüler hiç yakışmadı
Kahramanmaraş, Sütçü İmam'ın ilk kurşunuyla başlayan, Rıdvan Hoca'nın cesaretiyle büyüyen ve nice kahramanın fedakarlığıyla bağımsızlığa kavuşan bir şehir. İnancına, vatanına ve değerlerine sahip çıkmak için büyük bedeller ödemiş bir toplumun mirasçılarıyız. Peki, Sütçü İmam'ı ve Rıdvan Hoca'yı yalnızca anma törenlerinde mi hatırlayacağız? Bu tarihi mirasa günlük yaşamda da sahip çıkmamız gerekmiyor mu?
Dini kimliğimizi temsil eden sembollerin kullanılmasını asla kabul etmiyorum
Etkinlik görüntülerinde başlarına takke takan gençlerin de yer alması ayrıca düşündürücü. Bir tarafta dini kimliğimizi temsil eden semboller, diğer tarafta İslam'ın inanç ve değerleriyle bağdaşmadığını düşündüğüm bir eğlence konsepti. Bu görüntüleri doğru bulmuyorum. Açıkça söyleyeyim, bu anlayışı kabul etmiyorum, etmeyeceğim de.
Özentilikten başka bir şey değil
Mesele yalnızca Kahramanmaraş değil, Türkiye'nin genelinde giderek yaygınlaşan bir kültürel özentilik. Kendi geleneklerimiz, bayramlarımız, türkülerimiz, halk oyunlarımız ve yaşatmamız gereken değerlerimiz varken neden başka toplumların kutlamalarını bu kadar hevesle taklit ediyoruz? Başka kültürleri tanımak elbette yanlış değil. Ancak tanımak başka, sorgulamadan taklit etmek başkadır. Kendi kültürümüzü geri plana itip yabancı alışkanlıkları modernlik ve eğlence olarak sunmak ciddi bir kimlik sorunudur.
Kendi kültürümüzü ne zaman sahipleneceğiz?
UNESCO Edebiyat Şehri Kahramanmaraş, şairleri, yazarları ve köklü kültürüyle öne çıkan bir kent. Bir tarafta hikayelerin ve masalların gelecek nesillere aktarıldığı etkinlikler düzenlenirken diğer tarafta çocuk mankeninin korku dekoru olarak kullanılması düşündürücü değil mi? Benim itirazım insanların eğlenmesine değil; kendi kültürümüzü ve değerlerimizi geri plana itmemize, çocukların acısını eğlenceye dönüştürmemize ve dini sembollerin bu tür organizasyonlarda kullanılmasına.
Bu anlayışı kabul etmiyorum
Kahramanmaraş'ta da olsa başka bir şehirde de olsa bu anlayışı kabul etmiyorum. Bir toplumun gelişmesi, kendi değerlerinden uzaklaşmasıyla değil, onları yaşatmasıyla mümkündür. Eğlenelim ama kim olduğumuzu unutmayalım. Modern olalım ama değerlerimizden vazgeçmeyelim. Başka kültürleri tanıyalım ama kendi kültürümüzü küçümseyip yabancılaşmayalım.