Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi… Bu şehirde yaşayan herkesin yolu eninde sonunda düşen bir yer. Ama son zamanlarda sahada, sokakta, telefonda, birebir görüşmelerde duyduğumuz bir soru var ki artık daha yüksek sesle soruluyor: Bu hastaneden gerçekten memnun kalan var mı?

Sahadan Gelen Sesler

Etrafımıza bakıyoruz…
Vatandaşı dinliyoruz…
Not alıyoruz…
Ve karşımıza çıkan tablo çok da iç açıcı değil.

Yetersiz hizmet diyenler…
İlgisizlikten şikayet edenler…
Vurdumduymaz tavırlarla karşılaştığını anlatanlar…

Altını özellikle çizelim; bu eleştiriler tüm sağlık çalışanlarını kapsamaz. İşini layıkıyla yapan, gecesini gündüzüne katan, insan hayatı için fedakarca çalışan çok sayıda doktorumuz, hemşiremiz ve sağlık personelimiz var. Onların emeğini yok saymak mümkün değil.

Tekil Değil, Tekrarlayan Şikayetler

Ancak, duyduklarımız bir değil, iki değil. Farklı kişiler, farklı zamanlar, aynı şikayetler…

En son kulağıma gelen bir olaydan bahsetmek istiyorum. 6 Ağustos Perşembe günü akşam saatlerinde acil serviste rahatsızlanan bir hastanın yakını, hastasının fenalaştığını ifade ettiğinde yeterince ciddiye alınmadığını söylüyor. İddiaya göre “daha acil hastalar var” yaklaşımıyla geri planda bırakılıyor, hatta bu durum ima ediliyor. Yakının ısrarı sonrası müdahale edildiği dile getiriliyor. Bu tek bir örnek mi, yoksa birçok benzer olaydan sadece biri mi?

Sorunun Adı: İletişim mi, Sistem mi?

Çünkü biz sahada bunları sık sık duyuyoruz. Depremin ardından şehrin sağlık yükünün arttığı bir gerçek. Yoğunluk var, yorgunluk var, eksikler var. Ama şu da bir gerçek: Hiçbir gerekçe, bir insanın kendini değersiz hissetmesini açıklayamaz.

Çünkü mesele sadece tedavi değil, mesele insan. Bir hastaya nasıl yaklaştığınız, nasıl konuştuğunuz, nasıl davrandığınız… Bunların hepsi en az yapılan müdahale kadar önemli. Bugün vatandaşın en çok dile getirdiği şey “bakılmamak” değil; “İnsanca muamele görmemek.”

Yönetim ve Sorumluluk

Burada yönetime de önemli sorumluluklar düşüyor.
Sayın Rektör Prof. Dr. İbrahim Taner Okumuş ve Başhekim Prof. Dr. Selçuk Nazik’in bu konularda kurumsal anlamda hassas bir şekilde çaba gösterdiği biliniyor. Ancak sahadaki uygulama ile bu hassasiyet ne kadar örtüşüyor, sorgulanması gerekiyor.

Denetim mekanizmaları ne kadar etkin?
Şikayetler ne kadar dikkate alınıyor?
Hasta hakları birimi ne kadar aktif?

Çünkü kurumların itibarı, en çok sahadaki temas noktalarında şekillenir.

Gazetecinin Vazifesi

Ve bizler, bu şehirde gazetecilik yapan insanlar olarak, duyduklarımızı, gördüklerimizi, vatandaşın sesini görmezden gelemeyiz.
Bu bizim işimiz.
Bu bizim sorumluluğumuz.
Bu bizim vazifemiz.

Kimseyi hedef göstermek için değil ama sorunları görmezden gelmemek için yazıyoruz. Çünkü yarın o kapıdan içeri girecek olan, belki de hepimiziz.

Ve o gün geldiğinde herkes aynı şeyi ister: İlgi, anlayış ve güven.