İnsan üzerinde sıkça durmamız sebepsiz olmasa gerek. Bütün olguların ve olayların merkezine insanı yerleştirmek gibi bir hatadan uzak durmak şartıyla beşeriyeti ilgilendiren mevzuları insan gözüyle incelemek bir gelenek olmuştur.

Farklı bir bakış açısı acaba bizi nereye götürür ?

Kadim değerlerin çözümü insanlık için bir ümit olarak dururken parlak bazı kelimelerle günü kurtarmak derdinde olan fikir akımlarını başka yazılarımıza konu yapalım. Hürriyet bu yüzyılda özellikle coğrafyamızda sıkça duyduğumuz bir kelime . Hürriyet nedir ? Saltanatla idare edilen milletimizi Avrupa da meydana gelen fikir hareketleri oldukça etkiledi , insan hareketleri için hürriyet düşüncesi en büyük kurtarıcı kavram haline getirildi. Değerlerden birisi olan hürriyetin kutsanması ister istemez algı körlüğü oluşturup milletimizin yönetim kodlarında kırılmalar oluşturdu. Sözlükler hürriyeti ; zorlamanın yokluğu , tutuklu olmayan bir varlığın hali , bir eylemde bulunma veya bulunmama iktidarı manalarıyla tanımlıyor. İnsanın vazgeçilmez özelliklerinden olan hürriyet meşale olarak temsil edilip aydınlattığı yer göz ardı edilip kölelikle irtibatlandırılarak değişik fikir tuzaklarına insanlık çekilmektedir. Kölelik , kulluk ikilemi bunlardan sadece birisidir. Beden ve ruh yapısıyla akıllı özgür iradeye sahip olan insan inanç , iman , irade ve gayret , yapıp etme , yükümlülük , sorumluluk , yaptırım ve niyetiyle varlık alanında boy gösterir . Ahlaki düşüncenin konusu olan hürriyet , iyi hareket ve sorumlulukla ortaya çıkar .

İNSAN HÜRRİYETİ adıyla Necati Öner tarafından yayınlanan eser samimi anlatım tarzıyla dikkati çeker . Yazar konuyu ele alırken farklı bilim alanlarında yer alan kişilerle yaptığı tartışmaları belirterek hürriyetin künhüne vakıf olabilme çabalarından bahseder , serzenişte bulunur ve şunları söyler “ Seçme hürriyeti , Mutlak Varlık karşısında insan hürriyeti ve din hürriyeti hakkında yeni şeyler söyledim . Fakat hiç biri yankı yapmadı . Meslekdaşlarım bu konuda olumlu ve olumsuz fikirlerini açıklamadılar . Bu tutum kültür hayatımızın olumsuz yanıdır. Düşünce dünyamızın gelişmesi büyük ölçüde iyi niyet ve sağlam bilgiye dayalı eleştiriye bağlıdır “ (sh.10 )

Kitap şu alt başlıkları içeriyor: Hürriyet sorununa bakış , seçme hürriyeti , mutlak varlık karşısında insan hürriyeti , insan hürriyetinin alanı, eylem hürriyeti ,sonuç ve bibliyografya. Yazar içten anlatımıyla sizi konunun bir parçası haline getirip düşündürüyor kelimelerle uyanık kalmanızı sağlarken vurucu cümlelerle de konuyu paylaşıyor . Şu ifadeye bakarmısınız “ İnsan hür oluşunun değil hür olmayışının bilincindedir . Başka bir ifadeyle insan hürriyetin verdiği rahatlığı değil fakat hürriyetsizliğin verdiği rahatsızlığın farkındadır . Bu sebeble diyoruz ki hürriyetin yokluğunun bilinci hürriyetin mevcudiyetini ortaya koyar “ (sh .16 ) yine “ Aşkın ve Mutlak bir varlık olan Allah ın varlığının kabulünden sonra insan hürriyetini kabul etmemek çelişik bir durum arz etmez “ (sh. 62 ) Tasavvuf düşüncesinde hürriyetin ne olduğu kitapta yer alırken devlet ve hürriyet alanları da incelenir ve doyurucu bilgilere yer verilir. Devlet kurumuyla sıkça karşılaşmamız önce bizi hayrete bırakırken devlet ve hürriyet olgularının birbirleriyle alakası anlaşıldığında yazarın bu konuda ki hassasiyeti daha anlaşılabilir. İslam dininin hürriyeti öncelikle gündeme getirmesinin dini vecibeler açısından hangi manaya geldiği kitapta öyle ustalıkla verilir ki buna şaşırmamak mümkün olmaz. Uzun zamandır nitelikli bir kitap okuyamayan dostlar bu kitap tam size göre haydi tasavvuf kitaplarını ve felsefe kitaplarını alıp bu kitabı okuyun irfan dünyanızda meydana gelebilecek aydınlığı da gark olun. Rast gele erenler !

İNSAN HÜRRİYETİ NECATİ ÖNER VADİ YAYINLARI ANKARA