Kahramanmaraş’ın adı büyük, havalimanının tabelası iddialı, siyasilerin vaatleri ise yıllardır aynı. Peki ya gerçekler? En küçük sisli ve yağışlı havada uçakların iniş yapamadığı bir şehirde, uluslararası havalimanımızla övünmek ne kadar gerçekçi?
***
Gelin, biraz da tabelalara değil, yaşananlara bakalım. Wikipedia’yı açıyorsunuz, karşınıza “Kahramanmaraş Uluslararası Havalimanı” çıkıyor. Üstelik 1996 yılından bu yana hizmet verdiği, 2 milyon yolcu kapasiteli olduğu ve uluslararası giriş-çıkışlara açık daimi hava hudut kapısı statüsü taşıdığı yazıyor.
***
Vay be! İnsan okuyunca gururlanıyor. Uluslararası havalimanımız var, kapasitemiz milyonlarla ifade ediliyor. Peki, vatandaşın yaşadığı gerçeklik ne?
***
Biraz sis, biraz yağmur… Sonra uçak başka şehre!
Uluslararası havalimanımız var ama hava şartları elverişsiz olduğunda uçaklarımızın inişinde sorun yaşanıyor. Yolcular mağdur oluyor, programlar aksıyor, vatandaş soluğu başka şehirlerin havalimanlarında alıyor.
***
Şimdi soruyorum: Bizim havalimanımız kağıt üzerinde mi büyük, yoksa gerçekten şehrin ihtiyaçlarına cevap verebiliyor mu?
***
Elbette hiçbir havalimanı her türlü hava koşulunda sorunsuz çalışacağı garantisini veremez. Ancak mesele tam da burada başlıyor. Kahramanmaraş’ta yıllardır tekrarlanan bu sorun neden kalıcı biçimde çözülemiyor? Vatandaş neden her uçuş öncesinde aynı endişeyi yaşıyor?
***
Yıllarca gündeme gelen gerekçelerden biri ILS cihazının eksikliğiydi. Kamuoyuna yansıyan bilgiler doğrultusunda cihazın 2024 yılında kurulduğu ifade edildi. Peki, sorun tamamen çözüldü mü? Hayır. Vatandaşın yaşadığı aksaklıklar hala tartışma konusu.
***
Öyleyse sorulması gereken çok açık bir soru var: Madem sorun ILS cihazıydı, cihaz kurulduktan sonra neden aynı şikayetler gündeme geliyor?
***
Havalimanı meselesi yeni değil. Yıllardır konuşuluyor, yıllardır tartışılıyor. Havalimanı yenilendiğinde, şehrin ulaşım imkanları genişlediğinde, yurt dışına uçuşlar yapılacağından söz edildiğinde verilen mesajlar hala hafızalarda.
***
Peki, bugün hangi noktadayız? Kahramanmaraş, sanayisiyle, ihracatıyla, üretimiyle ve ekonomik potansiyeliyle Türkiye’nin önemli şehirlerinden biri. Depremin ardından yeniden ayağa kalkmaya çalışan, yatırım çekmeye ve ekonomik hareketliliğini artırmaya ihtiyaç duyan bir şehirden söz ediyoruz.
***
Böyle bir şehirde hava ulaşımının güvenilirliği ve sürekliliği lüks değil, ihtiyaçtır. Peki, şehrin milletvekilleri nerede? İktidar temsilcileri bu sorunun çözümü için hangi adımları attı? Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı nezdinde hangi girişimler yapıldı? Havalimanındaki aksaklıkların kalıcı olarak giderilmesi için hazırlanmış somut bir yol haritası var mı?
***
Kahramanmaraşlılar bu soruların cevabını bekliyor. Şehrin sorunları yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanacaksa, verilen vaatler de seçim afişlerinde kalacaksa bunun adı hizmet siyaseti olamaz.
***
Şimdi en baştaki soruya dönelim: Kandırılıyor muyuz? Belki ortada kimsenin kimseyi bilerek kandırdığına ilişkin bir kanıt yok. Ancak yıllardır konuşulan bir sorunun çözülememesi, vaatlerle yaşananlar arasındaki mesafenin kapanmaması ve vatandaşın aynı mağduriyetleri yaşamaya devam etmesi, doğal olarak bu soruyu sorduruyor.
***
Kimse Kahramanmaraş’a ayrıcalık tanınmasını istemiyor. İstenen şey, bu şehrin hak ettiği hizmeti alması. Kimse gökyüzünün kontrol edilmesini beklemiyor. Beklenen, mevcut teknolojinin ve altyapının en verimli şekilde kullanılması, eksiklerin giderilmesi ve uçuş güvenilirliğinin artırılması için somut adımlar atılması.
***
Tabelada uluslararası, gerçekte sorunlarla boğuşan bir havalimanı… Kahramanmaraş bunu hak etmiyor! Ve evet, bir gazeteci olarak sormaya devam edeceğim: Kandırılıyor muyuz, yoksa Kahramanmaraş’ın sorunları çözülmek yerine yıllardır erteleniyor mu?