Manşet Gazetesi muhabirlerinden Eyüp Kağan Atlı "Memleket Teksas'a döndü" başlığı ile yeni köşe yazısı yayınladı.

Eskiden çocuklar sokakta top oynardı. Susadığında en yakın komşudan bir bardak su alıp içerdi. Akrabalar, komşular birbirine selam vermeden geçmezdi. Belki de birçok sokakta kapılara kilit vurulmadan uyunurdu. Burası Kahramanmaraş’tı.

Ama şimdi? Şimdi aynı sokaklarda korku var. Tedirginlik var. İnsanların birbirine şüpheyle baktığı, akşam olunca herkesin evine çekildiği bir şehir haline geldik.

Son bir ayda neler yaşandı?

Yaşananları tek tek saymaya insanın dili varmıyor.

12 Nisan’da 85 yaşındaki bir kadın, bilezikleri için komşusu tarafından bıçaklandı.
15 Nisan’da Ayser Çalık Ortaokulu’nda 9 öğrencimiz ve 1 öğretmenimiz, 14 yaşındaki bir saldırgan tarafından hayatını kaybetti. Bu olay dünyada geniş yankı uyandırdı ve Türkiye’deki en ölümcül okul saldırısı olarak kayıtlara geçti.
22 Nisan’da iki aile arasında çıkan kavgada 7 kişi yaralandı.
28 Nisan’da ise gençlerin eline silah alıp güpegündüz sokakta hesap sormaya kalkması… Baltalar, döner bıçakları, tüfekler…
Bunlar ve daha onlarcası bu şehirde, Kahramanmaraş’ta oldu.

Eskiden büyüklerimiz “ayıp olur” derdi, şimdi o duygu kayboldu.
Eskiden “günah” korkusu vardı, şimdi o korkunun yerini öfke aldı.
Eskiden “komşu ne der” diye düşünülürdü, şimdi kimse kimseyi umursamıyor.

Aileyi kaybettik. Çünkü şiddet önce evde başlar. Sevgiyle büyümeyen çocuk, öfkeyle büyür.
Dinlenmeyen genç, kendini anlatacak yeri sokakta arar. Değer görmeyen insan, değer vermeyi bilmez.

Anne-baba artık sadece geçim derdinde. Çocuklar ise ekranların içinde büyüyor. Ne mahalle kaldı ne de mahalle kültürü…

Değerlerimizi kaybettik. Din sadece sözde kaldı, kalplere inmedi. Oysa bir insan kul hakkını gerçekten bilse, bir başkasına el kaldırabilir mi?
Bir bilezik için yaşlı bir kadına kıyılır mı? Bir tartışma için hemen silaha sarılınır mı?

En acısı da şu: Vicdanımızı kaybettik. Çünkü kabullendik. Her gün yeni bir olay, yeni bir haber. Okuyoruz, üzülüyoruz, sonra unutuyoruz. Ama unuttukça artıyor, sustukça büyüyor.

Peki çözüm ne?

Çözüm uzaklarda değil. Yine bizde. Her şey evlerimizde başlayacak. Çocuklarımıza yeniden sevgiyi öğretmekle, saygıyı, sabrı, merhameti anlatmakla çözülecek. Okullarda sadece ders değil, ahlak da öğretilmeli. Sokakta sadece güvenlik değil, güven duygusu da olmalı. Ve en önemlisi; Herkes önce kendine bakmalı, “Ben neyi yanlış yapıyorum?” diyebilmeli.

Bu şehir hepimizin. Kaybettiğimiz ne varsa yine birlikte bulacağız. Ama önce şunu kabul edelim: Bir şeyler gerçekten yolunda gitmiyor.

Burası Teksas değil. Burası Kahramanmaraş; Ve bu şehir bunu hak etmiyor.