Maraş’a bir şairin yolu düştü. Farklı yönetim tecrübelerine sahip olan Burhan Sakallı belediye yönetiminin kadrolarında. İşi rast gitsin.
Arkadaşım Selçuk Küpçük sesiyle yazılarıyla kültür dünyamıza yön verenlerden aynı zamanda Burhan Sakallı’nın da arkadaşı, ortak tanışıklık bizi bir araya getirdi. Burhan Bey ile telefonla iki kelam edip sonra yüz yüze görüştüm. Kitap takdim etti Burhan Bey alıp kabul ettim öptüm başıma koydum.
Loras Yayınlarından ‘Yol Yarılar Bizi’ adlı kitap sade kapak tasarımı Turna motifi ile yayınlanmış, kitabın ikinci baskıyı yapması ayrı bir mutluluk.
İlk Günler, Art Arda Gelenler, Şimdiki Zaman bölümlerine ayrılan kitap kırka yakın şiiri ihtiva ediyor. Serbest tarzda yazılan şiirlerin ana temalarının özlem, insan, tabiat, kaygı, coğrafya yer yer de melankoli olduğunu belirteyim.
Uzun sayılabilecek mısralar yanında kısa özlü ifadeler kitabı okunur yapan özelliklerden. Şiirlerde Erden Beyazıt’ın gür sesi kadar İsmet Özel’in hikaye biçimleri Sezai Karakoç’un melalini okudum.
Zaman ve mekanla kıyasıya mücadele eden mısralar kadar tarihin bazı evrelerine yönelen çağrışımlar da dikkatimi çekti. Kendi zamanını tanıyan bunun üstüne çıkmaya çalışan bir şairle karşılaştım ama bu yazılanlar Burhan Beyin birikimini tam da yansıtmıyor. Neşideler Neşidesini bilen şairin dizeleri daha üst bir anlatım zenginliği taşımalı aslında.
Şiir kitaplarında: dış ve iç müzik, biçim- imge, biçimlerin sözün müziği eşliğinde devinimi, anlam yoğunluğunu ararım.
Sözün nasıl şiir olduğu ise başlı başına ilgi alanıma girer. Sahi şair nasıl yapıyor da kelimeyi şiir formatına koyuyor?
Bu bir sır mı?
Elbet bunun kendi anlam alanı var ama sır diyerek yola koyulmanın bizi götüreceği yer önemli.
Kitaptan Sır başlıklı şiiri okuyalım: “sen sırrını söyleyince sırrı dökülür aynaların/ aynı olur aynalarda hayat ve ölüm/ göçmen kuşların derdi konmak mıdır bir dala/ ben ki dalını kaybetmiş bir gülüm/ bir gül düşünce ağacından ayrı/ varsın Kafdağı’nın ardına savrulsun külüm/ nasılsa sırra kadem basacak bu ömrüm” (sh.65)
Varlık olgusunun konu edildiği bu şiirler insani olarak bizi hüzün atmosferine çekiyor ölüm diriliş temaları arasında yaşadığımız salınım diri bir duyarlılık oluştursa da melankolik öğeler ağır basıyor.
“çıkarız, biz de bir gün bu haritadan / gökte ay, yerde güneş aşkına / çıkarız, biz de bir gün bu haritadan/ yersiz yurtsuz bir şehir gibi” (sh.29)
Edebiyatın kulelerine katılan kitabın okurlarına umut olması dileğiyle.