İlk Emir, İlk Adım: Yaratan Rabbinin Adıyla Oku
İnsanın bu dünyadaki serüveni, aslında bir öğrenme ve keşif yolculuğudur. Bu yolculuğun en yüce rehberi olan Kur'an-ı Kerim'in, Hz. Peygamber’e (s.a.s) inen ilk vahyiyle “Okumayı emretmesi tesadüf değildir. Alak Suresi'nin ilk 5 ayetinde yankılanan “Yaratan Rabbinin adıyla oku” hitabı, sadece satırlardaki kelimeleri değil; varlığı, kâinatı ve insanın kendi özünü okumasına yönelik ilahi bir davettir.
Bu ilahi emirle birlikte İslam, kalemi ve yazıyı yüceltmiş; müminleri ilimde derinleşmeye, hikmette yetkinleşmeye teşvik etmiştir. Dolayısıyla bizim medeniyetimizde okumak; sadece bilgi depolamak değil, Yaratan’ı tanımak ve O’nun sanatını idrak ederek kendi tekâmülünü başlatmaktır.
Bilgi ve Ahlakın İmzası: Eğitim
İslam medeniyetinde eğitim, teknik bir öğretimden çok daha fazlasıdır. Bizim anlayışımızda eğitim; ilimle hikmetin, bilgiyle ahlakın ayrılmaz bir bütün olarak harmanlandığı bir hakikat arayışıdır. İnsanı sadece kariyer basamaklarında değil, fazilet basamaklarında da yükseltmeyi hedefler.
- Sorumluluk Bilinci: Gerçek bir eğitim süreci, kişiyi sadece dünyalık başarılara ulaştırmaz; aynı zamanda onu Rabbine, ailesine ve çevresine karşı sorumlu bir birey haline getirir.
- Ayırt Etme Kabiliyeti: İnsan, eğitimle şekillenir. Eşyanın hikmetini kavradıkça iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, adaleti zulümden ayırabilir.
- Toplumsal İnşa: Dinin, canın, malın, neslin ve aklın korunduğu erdemli bir toplumun harcı, merhamet ve adalet eksenli bir eğitim anlayışıdır.
Günümüzün Bunalımı ve Öz’e Dönüş
Bugün modern dünya, “bilgiye erişim” noktasında zirve yaşarken, “hikmet ve değerler” noktasında derin bir kriz içindedir. İnsanı insan yapan değerlerin zaafa uğradığı bu dönemden kurtuluşun tek yolu, insanın kendi yaratılış fıtratına dönmesidir. Bu dönüş ise vahyin yol göstericiliği ve Peygamber Efendimiz ’in (s.a.s) “en güzel örnek” olan ahlakını kuşanmakla mümkündür.
Bizler, “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et” (Nahl, 125) ayetini düstur edinmiş bir medeniyetin mirasçılarıyız. Muallim olarak gönderilen ve şefkatiyle sadece bir toplumu değil, tüm insanlığı karanlıktan aydınlığa çıkaran bir rehberin ümmetiyiz.
Dolayısıyla bizler kişiliğimizle, yaşayışımızla, ticaretimizle ve her durumda özü sözü bir olan; en önemlisi güvenilir bir insan olma noktasında gayret etmeliyiz. Zira bizim medeniyet tasavvurumuzda bilgi, sadece zihni süsleyen bir aksesuar değil, davranışa dönüşen bir esastır.
Okuduğumuz her harf, bizi aldatmayan ve aldatılmayan bir duruşa, güvenin ve sadakatin hâkim olduğu bir toplumsal sözleşmeye ulaştırmalıdır. Çünkü biliyoruz ki; okumanın ve öğrenmenin nihai gayesi, insanın kendi şahsiyetini bir güven abidesi olarak inşa etmesidir.
Geleceği İnşa Etmek: İman ve İlimle Nakşolmuş Nesiller
Ecdadımızdan tevarüs ettiğimiz “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır" düsturu, bugün omuzlarımıza büyük bir sorumluluk yüklemektedir. Bu sorumluluk, sadece kendimizi değil, geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızı da kapsamaktadır.
Bugün her birimize düşen görev; bizi biz yapan değerlerimiz kapsamında gençlerimizin;
· Zihinlerine ilmi,
· Kalplerine imanı,
· Hayatlarına ahlakı,
Birer nakkaş sabrıyla ve zarafetiyle işlemektir. Unutmamalıyız ki; geleceğin inşası, bugün okuduğumuz satırlarda ve o satırları hayata geçirme irademizde gizlidir. Zira okumak, sadece bir metni gözle takip etmek değil; o metindeki hakikati bir ömür boyu üzerinde taşıyacak bir karaktere dönüştürmektir.
Peki, bugün her yanımızı kuşatan bilgi kirliliği ve dijital gürültü içerisinde; zihnimizi ve ruhumuzu gerçekten besleyecek olanı nasıl seçeceğiz? 'Yaratan Rabbinin adıyla' başlayan bu okuma serüveni, modern dünyanın karmaşasında bize nasıl bir korunak sağlayacak?
Serimizin bir sonraki yazısında, “Zihinsel ve Ruhsal Bir İnşa Süreci Olarak Okuma” konusunu ele alacağız.