Güz mevsiminin Maraş’ı sarıp sarmaladığı günlerdi elime NENEN BABAM VE BEN Berat Beran adlı bir kitap geçti. Kitap ilgimi ilk adından dolayı çekti. Hatice Derinkuyu beni çok sevdiğim ninemdi yıllar öncesine gittim o asude hatıralar gözümde canlandı. Acaba bu kitapta ne vardı? Kitabın bana mutluluklar getireceğine inandım ve kitabı okuma sırasına koydum.
Masamda okuma bandına düşen kitabı bir vakit gizli gizli izledim. Kapak çağrışımı pek estetik değildi ama o kitaptan bazı sesleri ara sıra duyuyor kitabın okuma vaktinin gelmesini bekliyordum.
Zemheri geldi. Rahmetli ninemim sevgili torunu olun bana ikramlarını hatırladım ve Berat Baran’ın kitabının sayfalarını açıp okumaya koyuldum.1946 yılından başlayan zaman dilimi bana çok da uzak değildi.
Samimi ifadeler yer, yer pervasız tavırlar anlamakta zorlandığım bazı yerel söyleşiler derken kendimi birden kitabın ta derinlerine dalmış buldum. Kitapta Nenem denilen Kaçakçı Eyşo Kemal Tahir’in Devlet Anasını çağrıştırıyor Babam denilen insan ise Tatar Ramazan tiplemesiyle Kadir İnanır’ı hatırlatıyordu.
Tam bir filmin içine düşmüştüm. Kitabı vakit elime aldığımda daha bir özen göstermeye başladım seri okuma biçimini bıraktım mayın tarlasında yürüyen bir kaçakçı ürpertisiyle sayfaları çevirmeye başladım her an bir mayın patlayacak ve ben darmadağın olacakmışım diye dikkatli oldum. Sonra birden Babam bölümü gelince kendimi ZALOĞLU RÜSTEM gibi hissetim dünyaya hükmediyor kendimi CARLIY nin KAHRAMANLAR ından birine yoldaş olmuş gibi görüyordum. Babam bölümü yiğitliğin gökkuşağı gibiydi. Hallo Beran’ın Kamil Koç’a verdiği ayarı (sh.29) okuyunca yüreğimin gümbürtüsü arttı.
Ben bölümü trajik başlıyor ama gerisi som sütun gibi yükseliyor.
Hastalıklar zayıf bir bünye ailede art arda gelen çocuk ölümlerinin doğal acısı daha neler, neler. Maarif Kolejinin çıkmış sorularına SİNAN amcanın gözetiminde çalışılarak kazanılan bir imtihan (sh.45) ve açılan perde. Kazandığı bu okulun zorluğu hakkında Berat Beran şunları bize söyler “ İşte ben hak etmediğim bir imtihanı kazandım, ancak seviyem aynı düzeyde olmadığı için de eğitim hayatım boyunca çok ama çok zorlandım. Babamın azmi olmasa ve okumama bu derece önem vermeseydi, ben ortaokulu dahi bitiremezdim(sh.45)”. Maarif Koleji 1956 da İSTANBUL, KONYA, İZMİR, SAMSUN, DİYARBAKIR da tedrisatı İngilizce olarak yapan o okul Berat Beran’ın hayatının nirengi noktası
Bu satırları okuyunca artık kitabı daha farklı bir metotla okumaya başladım artık kitap benim için mayın tarlası olmaktan çıkmış kaza kader bağlamında bir yeryüzü macerasına dönüşmüştü. Evlilik hayatı sosyal gerçeklikler ve bitmeyen yollar ve para problemi. İstanbul Nişantaşı Özel Eczalık okulu, fikir hayatına giren solculuk, Türkiye İşci Partisi, TKP, CHP’de verilen siyasi mücadele, asistanlık teklifi, Diyarbakır’da 23 Temmuz 1973’deaçılan Beran Eczanesi başlayan ekonomik cevelan ülkemizin kara düzeninden yansımalar.
Kitap Türkiye sosyal gerçeklerine dair zengin bir hazine bu hazineden payıma düşeni aldım ki o da doğrudan eşyanın özüne yönelen ve onlardaki gerçeği gören bakışı teyit etmemdi.