
### 1. Hasan Hüseyin Güller Bey kısaca biyografik bilgilerinizi benimle paylaşır mısınız?
*Cevap:* Hoşgörünün, köklü geleneklerin ve Hz. Mevlana’nın manevi mirasının harmanlandığı kadim şehir, Selçuklu payitahtı Konya’da doğdum. İlk, orta ve lise tahsilimi Kadınhanı ilçesinde; lisans eğitimimi Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde tamamladım. Ardından 2003 yılında Konya Selçuk Dinî Yüksek İhtisas Eğitim Merkezi’nden mezun oldum. Aynı yıl sırasıyla Muş Varto Vaizliği ardından da Kahramanmaraş Nurhak İlçe Müftülüğü görevlerine atandım. 2005-2011 Burdur Kemer İlçe Müftülüğü, 2011-2015 Mersin İl Müftü Yardımcılığı, 2015-2019 Adana Seyhan İlçe Müftülüğü, 2019-2020 Konya İl Müftü Yardımcılığı, 2020-2022 yılında Aksaray İl Müftülüğü ve 2022-2023 yılları arasında Manisa İl Müftülüğü görevlerini yürüttüm. Yaklaşık iki buçuk yıl başkanlık müftüsü olarak görev yaptıktan sonra 2026 yılı şubat ayından bu yana da Kahramanmaraş İl Müftüsü olarak görev yapmaktayım.
Akademik çalışmalarıma gelince, Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde Hadis anabilim dalında "Üç Talakla İlgili Hadislerin Rivayet Tekniği Açısından İncelenmesi ve Tahrici" isimli çalışmayla yüksek lisans eğitimini, "Hadislerde Pişmanlık ve Tövbe" konulu çalışmayla da doktora eğitimimi tamamladım. Ayrınca yayınlanmış iki makalem bulunmaktadır.
Evli ve 2 çocuk babasıyım.
### 2. İlahiyat öğretim ve eğitimi hayatınızı nasıl şekillendirdi? Sosyal hayatın toplumsal boyutunda din alimi olmak insana neler kazandırıyor?
*Cevap:* İlahiyat öğretimi ve eğitimi, hayatımı sadece mesleki anlamda değil; düşünce dünyam, bakış açım ve insanlarla kurduğum ilişkiler açısından da derinden şekillendirdi. Bu süreçte dinin yalnızca teorik bir bilgi alanı olmadığını; aksine insanı anlamaya, toplumu okumaya ve hayata hikmetle yaklaşmaya imkân veren bütüncül bir rehber olduğunu idrak ettim. İlahiyat eğitimi bana, olaylara daha kuşatıcı, daha dengeli ve daha merhamet merkezli bakabilme kabiliyeti kazandırdı.
Sosyal hayatın toplumsal boyutunda bir din âlimi olmak ise insana büyük bir sorumlulukla birlikte önemli kazanımlar sunuyor. Her şeyden önce insanlarla daha derin ve anlamlı bağlar kurabilme imkânı veriyor. Toplumun farklı kesimlerinin dertlerine, sevinçlerine ve arayışlarına yakından şahit oluyorsunuz. Bu da empati yeteneğini güçlendiriyor ve insanı daha sabırlı, daha anlayışlı bir noktaya taşıyor.
Ayrıca din âlimi olmak, toplumda güvenilir bir rehber olmayı gerektirir. Bu da kişinin sürekli kendini geliştirmesini, ilmini derinleştirmesini ve ahlaki olarak örnek olma bilincini diri tutmasını sağlar. Netice itibarıyla ilahiyat eğitiminin, insana sadece bilgi değil; aynı zamanda hikmet, sorumluluk ve topluma faydalı olma şuuru kazandıran bir hayat yolculuğu olduğunu düşünüyorum.
### 3. Master çalışmanız aile hayatı ile ilgili, günümüz aile yapısının genel durumu hadis bilgileri ışığında değerlendirildiğinde nasıl bir tablo ile karşılaştınız?
*Cevap:* Yüksek lisans çalışmam doğrudan aile hukuku bağlamında, özellikle bir defada söylenen üç talak meselesine dair hadislerin rivayet tekniği açısından değerlendirilmesi ve tahrici üzerineydi. Bu çalışma vesilesiyle sadece ilgili rivayetlerin sıhhat boyutunu değil, aynı zamanda İslam’ın aile kurumunu korumaya yönelik hassasiyetini de daha yakından görme imkânı buldum.
Hadisler ışığında baktığımızda, İslam’ın aileyi son derece sağlam temeller üzerine inşa etmeyi hedeflediğini açıkça müşahede ediyoruz. Boşanma, tamamen reddedilen bir olgu değildir; ancak son çare olarak görülmüş ve belirli bir sürece yayılmıştır. Özellikle üç talak meselesinde rivayetlerin değerlendirilmesi bize şunu göstermektedir: Talak, İslam’da keyfî ve rastgele başvurulan bir uygulama değil; yeri geldiğinde başvurulabilecek bir ruhsat olarak düzenlenmiştir. Bununla birlikte belirli bir sayı ile sınırlandırılmış olması, bu meselenin son derece ciddi ele alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu sınırlandırma, talakın şaka yoluyla ya da öfke anında gelişigüzel kullanılmasının önüne geçmeyi hedefleyen bir bilinç inşasını da beraberinde getirmektedir.
Ayrıca yaptığımız çalışma sürecinde, toplumda bu konuya dair bilginin çoğu zaman yüzeysel ve yetersiz olduğu da gözlemlenmiştir. Bu durum, aile hayatını doğrudan etkileyen böylesine önemli bir meselenin daha sağlıklı ve sahih bilgi kaynakları üzerinden ele alınması gerektiğini bir kez daha ortaya koymaktadır.
Sonuç olarak çalışmam, hadislerin sadece hüküm bildiren metinler olmadığını; aynı zamanda aileyi koruyan, aceleciliği engelleyen ve taraflara düşünme fırsatı tanıyan bir hikmet sistemi sunduğunu ortaya koydu. Bu açıdan günümüz aile yapısının, hadislerde ortaya konan bu denge, sabır ve süreç odaklı yaklaşım ile yeniden buluşturulmasının önemli olduğu kanaatine ulaştım.
### 4. Hadislerde Pişmanlık ve Tövbe adlı doktora çalışmanıza gelecek olursak bu eserin oluşumu hangi evrelerden geçti?
*Cevap:* Hadislerde Pişmanlık ve Tövbe” adlı doktora çalışmam birkaç temel evreden geçerek şekillendi.
Birinci Evre (Kavramsal Tasavvur ve Metodoloji): İlk olarak "pişmanlık" kavramının insani, psikolojik ve teolojik boyutlarını belirledik. Konunun teorik çerçevesini oluşturmak amacıyla Kur’ân-ı Kerîm’de ve hadislerde tövbe ve pişmanlık kavramlarının nasıl ele alındığını tespit etmeye yönelik geniş bir literatür taraması yaptım. Bu süreçte klasik hadis kaynakları, şerhler ve ahlâk literatürü önemli bir zemin oluşturdu. Özellikle insanın günaha meyilli yapısı, nefis, irade ve çevresel etkiler gibi hususların tövbe ile olan ilişkisini derinlemesine inceleme imkânı buldum. Nitekim çalışmamda da ifade ettiğim üzere insan; nefsi, arzuları ve dış etkenlerin tesiriyle zaman zaman hataya düşebilen bir varlıktır.
İkinci Evre (Metin Analizi ve Klasik Kaynakların Mütealaası): İslam düşünce tarihinin temel hadis külliyatlarını (Kütüb-i Sitte ve ötesi), şerhleri, tasavvufi ve ahlaki eserleri inceledik. Ayrıca bu evrede hadis rivayetlerini toplama, tasnif etme ve tahric etme süreci yer aldı. Bu noktada tövbe ve pişmanlıkla ilgili rivayetleri kaynaklarına inerek değerlendirdim; rivayetlerin senet ve metin açısından sıhhat durumlarını ortaya koymaya gayret ettim. Böylece konunun sadece teorik değil, aynı zamanda hadis ilmi metodolojisi açısından da sağlam bir zemine oturmasını hedefledim.
Üçüncü Evre (Disiplinlerarası Sentez): Bu aşamada ise elde edilen verileri analiz ederek sistematik bir yapı kurmaya çalıştık. Toplanan hadis verisini, modern din psikolojisinin verileriyle harmanlayarak, bugünün modern insanının yaşadığı "varoluşsal suçluluk" ve "anlam arayışı" krizlerine hadislerin nasıl bir şifa sunduğunu ortaya koyduk. Tövbenin, sadece bir hatadan dönüşü değil; aynı zamanda insanın kendini yenilemesi ve manevi anlamda inşa etmesi olduğunu gördük. Sonuçta ortaya, insanı düştüğü yerden kaldıracak manevi bir manifesto çıkmış oldu.
### 5. Kitabınızda 995 adet kaynak göstermişsiniz bu eserlerin mütealasının size kazandırdığı hikmetler nelerdir?
*Cevap:* Bir eserde 995 kaynağa müracaat etmek, aslında İslam medeniyetinin muazzam entelektüel hafızasıyla yüzleşmek demektir. Bu yoğun okuma ve müteala sürecinin şahsıma kazandırdığı en büyük hikmet "ilimde tevazu" olmuştur. Bin yıllık bir birikimin önünde diz çöktüğünüzde, kendi bilginizin deryada bir damla bile olmadığını anlıyorsunuz.

İkinci olarak, özellikle hadis, ahlâk ve tasavvuf literatürünü birlikte okumak; insanın sadece aklıyla değil kalbiyle de inşa edilmesi gerektiğini ortaya koydu. Pişmanlık ve tövbe konusunu çalışırken gördüm ki insan, hata yapabilen bir varlık olmakla birlikte kendini yenileme imkânına da sahiptir. Bu da bana, İslam düşüncesinde umudun ve rahmetin ne kadar merkezi bir yer tuttuğunu gösterdi.
Bunun yanı sıra, bu kaynaklar bana İslam düşünce geleneğinin ne kadar kucaklayıcı ve insan merkezli olduğunu gösterdi. Farklı asırlarda, farklı coğrafyalarda yaşamış yüzlerce alimin, insanın "günah ve bağışlanma" psikolojisi üzerine yaptığı felsefi ve psikolojik tahliller, bana idari hayatımda da insanı anlamanın, ona peşinen hüküm vermeden önce arka planını okumanın önemini öğretti. Kaynakların çeşitliliği, hakikate tek bir pencereden değil, çok boyutlu bakabilme basiretini kazandırdı. Kaynaklarda insanın nefsi, arzuları, zaafları ve çevresel etkilerle nasıl şekillendiği üzerinde durulması , günümüz insanının yaşadığı problemlerin aslında çok da yeni olmadığını; fakat çözüm yollarının yine dinî ve ahlâkî mirasımızda mevcut olduğunu fark ettirdi.
Ayrıca bu süreç, sabır ve disiplin kazandırdı. Uzun soluklu okumalar, mukayeseler ve analizler; ilmî çalışmanın emek, süreklilik ve dikkat gerektirdiğini bizzat tecrübe etmeme vesile oldu.
Özetle ifade etmek gerekirse; bu eserlerin mütalaası bana ilmî derinlik, ahlâkî farkındalık, insanı anlama becerisi ve en önemlisi de hikmetle bakabilme ufku kazandırdı diyebilirim.
### 6. Kitabın din psikolojisi alanında bir eser okurlarımıza din ve psikoloji ilişkisi hakkında bilgi verir misiniz? Dini bilgilenmede Hadisin önemi nedir?
*Cevap:* Öncelikle soruda ifade edilen ‘din psikolojisi alanında bir eser’ nitelemesine kısmen katıldığımı, kısmen de bunun tashih edilmesi gerektiğini belirtmek isterim.
Zira çalışmam doğrudan din psikolojisi alanında yapılmış bir çalışma değildir; bu eser, temelde bir hadis çalışmasıdır. Ancak insanın iç dünyasını, pişmanlık ve tövbe gibi derin psikolojik süreçleri ele aldığı için, din psikolojisinin verilerinden istifade edilerek hazırlanmış disiplinler arası bir nitelik taşımaktadır.
Din ve psikoloji ilişkisine baktığımızda, her iki alanın da insanı merkeze aldığını görmekteyiz. Din, insanın anlam arayışına, ahlâkî yönelişine ve nihai kurtuluşuna rehberlik ederken; psikoloji ise insanın duygu, düşünce ve davranışlarını anlamaya çalışır. Özellikle pişmanlık, suçluluk, arınma ve yeniden başlama gibi kavramlar, hem dinin hem de psikolojinin ortak ilgi alanına girmektedir. Bu noktada din, insana bir çıkış yolu ve umut sunarken; psikoloji bu sürecin nasıl işlediğini açıklamaya katkı sağlar.
Hadisin dini bilgilenmedeki yerine gelince; hadisler, Kur’ân-ı Kerîm’in hayata yansıyan pratiğini ortaya koyan en temel kaynaklardan biridir. Hz. Peygamber’in söz, fiil ve takrirleri; dinin nasıl yaşanacağını somut örneklerle gösterir. Bu yönüyle hadisler, sadece hüküm koyan metinler değil, aynı zamanda insanın duygu dünyasına hitap eden ve onu inşa eden rehberlerdir.
Nitekim tövbe ve pişmanlık konusunu ele alan hadisler incelendiğinde, insanın hata karşısındaki psikolojik durumu, içsel muhasebesi ve yeniden yönelişi çok canlı bir şekilde tasvir edilmektedir. Bu da bize, hadislerin sadece fıkhî değil; aynı zamanda psikolojik ve ahlâkî bir derinliğe sahip olduğunu göstermektedir.
Özetle ifade etmek gerekirse, çalışmam bir hadis çalışması olmakla birlikte, insanı daha iyi anlamak adına psikoloji ilminden de istifade eden; din ile psikoloji arasında köprü kurmaya çalışan bir niteliğe sahiptir diyebilirim.
Formun Üstü
Formun Altı
### 7. Pişmanlık ve tövbe insanın inşasında nasıl bir rol oynar?
*Cevap:* Pişmanlık ve tövbe, insanın inşasında son derece kurucu ve dönüştürücü bir role sahiptir. Öncelikle şunu ifade etmek gerekir ki, insan hata yapabilen bir varlıktır. Onu değerli kılan ise hatasız olması değil, hatasını fark edip ondan dönme iradesi gösterebilmesidir. Efendimiz (s.a.v.) "Pişmanlık tövbedir" buyurarak sürecin kalbi bir yüzleşmeyle başladığını belirtir. Dolayısıyla pişmanlık, bu farkındalığın ilk adımıdır. İnsan, yaptığı yanlışla yüzleştiğinde aslında kendi iç dünyasına yönelir ve bir muhasebe sürecine girer. Başka bir ifadeyle pişmanlık, insanın kendi vicdan mahkemesinde kendisini yargılaması ve manevi bir uyanış yaşamasıdır.
Tövbe ise bu içsel muhasebenin eyleme dönüşmüş halidir. Yani sadece bir duygudan ibaret değil; yöneliş, karar ve değişim iradesidir. Bu yönüyle tövbe, insanın kendini yeniden inşa etmesini sağlar. İnsanı geçmişin prangalarından kurtarır, ona geleceğe dair yepyeni ve temiz bir sayfa açma umudu verir. Kırılan bir istikametin yeniden düzeltilmesi, kaybolan dengenin tekrar kurulmasıdır. İnsanın inşasındaki rolü şudur: Tövbe, insanı "düştüğü yerde bırakmayan" manevi bir rehabilitasyon mekanizmasıdır. Hatasından ders çıkarıp tövbe eden insan, hiç hata yapmamış bir insandan daha olgun, daha muttaki ve daha bilge bir karaktere bürünebilir. Yani tövbe, insanı hamlıktan pişmeye götüren en temel kemalat vesilesidir.
Bir diğer önemli husus ise, tövbenin insana umut kazandırmasıdır. Dinî perspektifte hiçbir hatanın telafisi imkânsız değildir. Bu anlayış, insanı karamsarlığa sürüklemek yerine yeniden ayağa kalkmaya teşvik eder. Dolayısıyla tövbe, sadece geçmişi temizlemek değil; geleceği inşa etmektir.
Özetle ifade etmek gerekirse, pişmanlık insanın kendini tanımasını, tövbe ise kendini yeniden kurmasını sağlar. Bu ikisi birlikte, insanın ahlâkî ve manevi olgunluğa ulaşmasının en önemli yapı taşlarından biridir.