Ekonomi hayatın bu günlerde tamda ortasına geliyor. Paradan söz etmesek olmuyor dahası parayı hayatının merkezine koyanlara paradan bahsetmesek lafımız dahi dinlenmiyor.
Para nedir?
Ekonomi; servet ve hizmetlerin üretim, alış veriş, bölünme ve harcanmasına ait kanunlardır.
Kanun kelimesi çoğunuza garip gelebilir onlara göre parası olan kanunu da koyar. Hayat bize bundan çok daha farklı bilgiler veriyor.
Tarihi maddecilik sistemini ortaya koyan Karl Marks ekonominin her olguyu açıklayabileceğini iddia etmişti bunun sonuçlarını bu yüzyılda milyonlarca insanın ölümüyle acı şekilde öğrendik.
Demek ki para her şeyin başı değilmiş.
Dini, hukuki, ahlaki, sosyoloji, felsefi düşünceden bağımsız bir ekonomi hayaldir.
Bu giriş biraz kendimi rahatlatmak içindi.
Gelelim esas mevzuya. Tedavülde olan iki yüz liralık banknotlar 2009 da ilk çıktığında 132 DOLAR ediyordu şimdi acaba kaç dolar ediyor?
Yazının bu bölümüne gelince iki yüz doların ne olduğunu hesap edin.
Bugün iki yüz liranın beş dolar bile etmediğine inanamayacaksınız.
Geçen on yedi yıl.
Fukaralık bundan daha iyi nasıl anlatılabilir.
Ekonomide devletimiz milletinden ne saklıyor? Devletin gelir ve giderlerinin şeffaf olduğunu görüyorum ama ortada olan bu değer kaybını hangi ekonomik bilgilerle izah edebiliriz.
Beyanat veren devletlu insanlar hesabı birde altına ya da başka bir kıymetli emtiaya göre yapsınlar da bunu izah etsinler.
Evet matematik te yalan olmaz ama niye iki artı iki dört etmiyor?
Siyaset ekonomik doğruların ışığında yapılmalı bu millet çalışıp çabalıyor ama kazanç nerede?
Bu devran böyle gitmez!