6 Şubat depremlerinden sonra ilimizin hemen her alanında şantiyeler kurulmuş ve depremin yaraları hızlı şekilde sarılmaya başlanmıştı öyle ki geçtiğimiz haftalarda depremden etkilenen iller bazında yapılan değerlendirmede ilimiz en hızlı toparlanan iller arasında ilk sıralarda yer almıştı. Bu hususta yapılan yatırımların etkisi büyük olmakla birlikte şüphesiz en büyük pay sahibi gece gündüz sürekli çalışan emekçi işçilerimizindir. Ancak geçtiğimiz haftada şantiye alanlarındaki tedbirsizliklerin sonucu olarak yaralanan ve vefat eden işçi ve vatandaşlarımızın üzücü haberlerini aldık. Peki meydana gelen kazalardan kimler ne şekilde sorumlu olacaklar ?

Türk Borçlar Kanunu ve İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununda yer alan düzenlemeler sonucunda işveren, iş yerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması hususunda gerekli her türlü önlemi almak, araç gereçleri sağlamak ve eğitimleri vermekle yükümlüdür. İş verenin sorumluluğu yalnızca önlemleri alıp araç gereç temin etmekle son bulmamakta olup iş veren aynı zamanda işçilerin çalışmış olduğu alandaki riskleri belirlemek ve bu hususa ilişkin denetimleri de yapmakla yükümlüdür. Kanun koyucu iş verenin yükümlülüklerini genel olarak mesleki riskleri önlemek ve çalışanlara eğitim ve bilgi vermek, gerekli araç ve gereçleri sağlamak, sağlık ve güvenlik tedbirlerini değişen şartlara göre uygun haline getirmek, işletmede gerekli organizasyonu yapmak, iş yerinin iş sağlığı ve güvenliği standartlarını geliştirmek, risk analizi yapmak veya yaptırmak ve iş yerinde özel ve hayati tehlike bulunan yerlerde gerekli tedbirleri almak şeklinde düzenlemiştir. İş verenin bu yükümlülüklerine uymaması durumunda ise idari, hukuki ve cezai sorumluluğu olmaktadır. Meydana gelen iş kazasının iş verenin kusurundan kaynaklı olması durumunda iş veren tazminat ödemekle ve meydana gelen ölüm ve yaralanmalardan ise cezai olarak sorumlu olmaktadır. Kanun koyucu iş verenin üzerinde düşen tüm yükümlülüklerini getirmesi ve meydana gelen iş kazasının işçinin kendi kusurundan kaynaklı olduğunu durumda iş verenin sorumlu olmayacağını düzenlemişse de uygulamada gördüğümüz iş kazalarının hemen hemen hepsinde iş verenin mutlak bir ihmal veya kusuru bulunmakta ve iş verene idari, hukuki ve cezai yaptırımlar uygulanmaktadır. Kanun koyucu iş verene yükümlülükler yüklemekle birlikte işçiye de gerekli önlemlerin alınmadığı durumda çalışmaktan kaçınma hakkı vermiştir. İşçi bu durumda çalışmaya zorlanamayacağı gibi iş verene başvurması durumunda iş veren gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. Kanun koyucu her ne kadar iş verene gerekli önlemleri alması hususunda geniş yükümlülükler yüklenmişse açıklanan iş kazası verileri ile meydana gelen iş kazalarının son on yılda giderek arttığı tespit edilmiştir. Bu durum ise meydana gelen binlerce iş kazasına rağmen gerekli denetim ve tedbirlerin halen alınmadığı ve her konuda olduğu gibi ilgili mevzuat ve kanun hükümlerinin uygulanamadığını göstermektedir.

Meydana gelen iş kazalarının önlenmesi maalesef ki yalnızca iş verene ağır yükümlülükler uygulayıp işçiye geniş haklar tanımakla mümkün olmuyor. Bu yükümlülüklerin uygulanıp uygulanmadığı hususu da en az düzenlenen kanunlar kadar önemli olup son olarak ilimizin meydanında gerçekleşen kazada şehrimizin meydanında hiç bir tedbir alınmadan yapılan tadilatın idare tarafından görülmemesi ve tek bir denetim yapılmaması denetim yükümlülüğünü ihmal eden idarenin de meydana gelen kazadan sorumlu olduğunu göstermekte. İnsan hayatına önem vermeyi ne zaman öğreniriz, bana dokunmayan yılan bin yaşasın anlayışından nasıl kurtulabiliriz cevabı güç ancak maalesef ki ülkemizde insan hayatının çok ucuz olduğu acı bir gerçek.