Doğa ile yaşadığımız hayat bütünleşmeli. Doğa ile temas, bağışıklığı güçlendirmede; kronik hastalıklar, enfeksiyonlar, eklem ve kas ağrıları, kireçlenmeler ve doku bozulmalarında ruh ve beden sağlığının en büyük destekçisidir. Doğayı sevmek, doğayla temas etmek demektir. Doğa ile uğraşmak, yaşam biçimimiz olmalı!
Yaşantımızda sağlıklı bir yaşam jenerasyonu yakalarsak, akıl ve ruh sağlığını korumuş, uzun ömürlü bireyler oluruz. Şu an toplumun sağlığını tehdit eden unsurlar; hazır, paketli gıdalar ve içeceklerdir. Zehirli kalori savurganlığı, maalesef toplumu örümcek ağı gibi sarmış durumda. Hareketsiz bir yaşam, bağışıklığı düşürüp kronik hastalıkları tetikliyor ve ruhsal obezite bozukluğuna yol açarak insanları yatağa mahkûm ediyor. Sağlıksız bir yaşam biçimi herkes için çekilmez hale geliyor.
Doğa ile bütünleşen, manzarasına ve seyrine doyum olmayan kanyonları, kar suyu kaynakları, kaplıcaları, piknik alanları ve yazın taze meyve sebzeleriyle eşsiz bir doğa güzelliğine sahip memleketimizin kıymetini bilelim. Komşu iller içecek su bulamazken biz ne yapıyoruz? Tüm halkımıza sesleniyorum: Doğamızı kirletmeyelim. Gelecek nesiller için yaşanabilir bir dünya bırakalım.
Doğaya ve piknik alanlarına dokunalım; inanın, komşu illerden gelenler bizden önce doğa güzelliklerinden faydalanıp piknik alanlarında yer alıyor, biz ise ev sahibi olarak yer bulamıyoruz. Yasak olan alanlarda lütfen ateş yakmayalım, cenneti cehenneme çevirmeyelim. İnanın, cennette yaşıyoruz. Asrın felaketi olan depremi yaşadık. Her şeyi devletten beklemeyelim. Devlet her imkânıyla her zaman yanımızda. Biz bir arada olup güçlü olalım.
Eşsiz doğa güzelliğiyle Ali Kayası var; ancak benim hayalim, karşıya bir köprü ve asansör yaparak tekne turları düzenlemek. Ardıç Pınar, Fırnız, Ayşe Pınar, Döngel gibi piknik alanlarına sahip çıkalım; buralara şelale ve göletler yaparak iç turizmi canlandıralım.
Doğayı betona dönüştürmeyelim. Doğa aşkıyla yaşayalım. Saygılarımla.