Bu hafta Türkiye Basketbol Ligi (TBL) ikinci yarı normal sezon maçında şehrimizin takımı Kipaş İstiklalspor ilk maçta kendi sahasında yendiği Darüşşafaka Lassa takımına deplasmanda 84-76 mağlup oldu.

Kipaş İstiklalspor için artık zaman daralıyor. Bu noktadan sonra alınan her galibiyet umut büyütür, her mağlubiyet ise geri dönüşü biraz daha zorlaştırır. Darüşşafaka Lassa deplasmanında yaşanan kayıp, sezonun geri kalanı adına bize çok net bir şey söylüyor: Bu takım ya şimdi değişecek ya da sezon kendi kendine eriyip gidecek.

Kırılma noktası tam olarak burasıdır.

Çünkü artık sorunlar bilinmiyor değil, biliniyor ama çözülemiyor. İki oyuncuya dayalı hücum düzeni, savunmada yumuşaklık, dar rotasyon ve mental kırılganlık sezonun başından beri ortada. Bugüne kadar “düzelir”, “zamana ihtiyacı var”, “bir galibiyet her şeyi değiştirir” denilerek geçiştirildi. Ama lig öyle bir noktaya geldi ki artık krediler tükendi.

Bu aşamadan sonra Kipaş İstiklalspor’un önünde iki yol var.

Birinci yol;

Aynı düzenle devam etmek. Watkins ve Gözeneli’ye yine 35 dakika yük bindirmek, savunmada aynı hataları yapmak, deplasmanda maça başlarken bile “acaba” ile oynamak… Bu yolun sonu belli: Orta sıralarda silik bir sezon, kaçırılmış bir fırsat ve sezon sonunda yine aynı sorular.

İkinci yol ise gerçek anlamda bir kırılma yaratmak.

Bu ne demek?

Öncelikle teknik ekip açısından cesur kararlar demek.

Skor yükünü paylaşamayan oyunculara rağmen aynı düzeni zorlamak yerine, rollerin netleştiği, savunma öncelikli bir yapı kurmak demek. Hücumda herkesin topu eline alabileceğini hissetmesi, savunmada ise kimsenin kaçamayacağı bir disiplin demek.

Oyuncular açısından ise konfor alanından çıkmak demek.

Bu takım sadece iki gardın takımı değildir. Olmamalıdır da. Uzunlar temas koyacak, kanatlar sorumluluk alacak, kenardan gelen oyuncu “aman hata yapmayayım” değil, “maça etki edeyim” diye sahaya çıkacak. Aksi halde bu yapı kırılmaz.

Yönetim cephesinde ise artık daha yüksek sesle konuşmak gerekir.

Bu takımın sezonu kurtarması için yalnızca saha içi değil, saha dışı bir refleks de şart. Kahramanmaraşlı iş insanlarının, şehrin dinamiklerinin bu takıma daha güçlü şekilde sahip çıkması gerekiyor. Takım için “hep destek tam destek” sloganı sadece taraftarın değil şehrin ileri gelenlerinin de sloganı olmalı. Çünkü bu sadece bir basketbol takımı değil; bu takım kazandığında şehir kazanıyor, kaybettiğinde yalnızlaşan yine bu şehir oluyor.

Ve elbette taraftar…

İç sahada yaratılan atmosfer bu ligin en büyük güçlerinden biri. Ama bu gücün deplasmanda da sahaya yansıması için takımın önce kendine inanması gerekiyor. İnanç olmadan mücadele, mücadele olmadan kırılma olmaz.

Özetle;

Kipaş İstiklalspor için sezonun geri kalanı bir yol ayrımıdır. Ya bu sorunlar kabul edilip köklü bir reaksiyon verilecek ya da “az daha” denilen bir sezon daha geride kalacak. Kırılma noktası ertelenirse, bedeli ağır olur. Ama doğru zamanda cesaret gösterilirse, bu sezon hâlâ kurtarılabilir.

Top artık herkesin önünde.

Sahada, kenarda, yönetimde ve şehirde…

Başka yazılarda görüşmek üzere esen kalın.

Mehmet Oğuz Kurt