​6 Şubat’ın o kapkaranlık sabahında, Kahramanmaraş sessiz bir çığlığa gömülmüşken; ilk önce sokağımızdaki komşumuz, yerel derneklerimiz ve ülkemizin dört bir yanından kopup gelen sivil toplum kuruluşları (STK) koştu imdadımıza. O günlerde "Allah razı olsun" diyerek sarıldığımız o yapılar bugün neden bir başına?

​2023’ün o felaket sabahında bir şeyi çok net anladık: Dayanışma, ekmek ve su kadar hayatiymiş. Telefonların çekmediği, yolların kapandığı o ilk saatlerde; sadece yerel derneklerimiz değil, Türkiye’nin dört bir yanından yola çıkan profesyonel arama kurtarma ekipleri ve insani yardım vakıfları adeta Maraş’a aktı. Kimi enkazın derinliklerinden bir can çekip çıkarmak için tırnaklarıyla beton kazıdı, kimi kilometrelerce öteden kamyonlarla sıcak aş ve giyecek taşıdı. O gün STK’lar, Kahramanmaraş’ın sadece yardım kuruluşu değil; vicdanı, hafızası ve umudu oldular.

​O Günün "Kahramanları", Bugünün "Yalnızları"

​Ancak bugün şehre baktığımızda hüzünlü bir tabloyla karşılaşıyoruz. Şehir yeniden inşa ediliyor, konutlar yükseliyor.Peki ya o zor günde sırtımızı yasladığımız, "Sesimi duyan var mı?" dediğimizde cevap veren o sivil yapılar?

​Maalesef görüyoruz ki, deprem sürecinde canla başla çalışan gerek Kahramanmaraş merkezli yerel derneklerimiz gerekse şehrimizde kalıcı hizmet vermek isteyen dış kaynaklı STK’lar bugün unutulmuşlukla mücadele ediyor. Faaliyet yürütecek bir konteyner veya ofis bulamayanlar, gönüllü desteği kesilenler, bürokratik engeller ve ilgisizlik kıskacında eriyenler... Sanki 6 Şubat hiç yaşanmamış, o büyük dayanışmaya bir daha hiç ihtiyacımız olmayacakmış gibi bir hava esiyor. Dışarıdan gelen ekipler bir bir elini çekerken, burada kalanlar ise sahipsizlikle boğuşuyor.

​STK’lar Şehrin Emniyet Sibobudur

​Bir şehri ayağa kaldırmak sadece beton dökerek olmaz. Sosyal dokuyu iyileştirmek, yetime sahip çıkmak, halkı afetlere karşı bilinçlendirmek ve olası bir başka zorlukta profesyonel bir refleks gösterebilmek ancak güçlü bir sivil toplumla mümkündür. Eğer biz bugün o günün arama kurtarma kahramanlarına ve yardım derneklerine sahip çıkmazsak;


​Yarın bir başka felakette kapısını çalacak, eğitimli ve hazır bir ekip bulamayız.

​Şehrin sosyal ve kültürel yaralarını saracak o samimi eli kaybederiz.

​Kahramanmaraş’ı sadece binalardan oluşan ruhsuz bir şantiyeye mahkûm ederiz.

​Artık Vefa Zamanı

​Buradan şehrin mülki amirlerine, iş insanlarına ve en önemlisi Kahramanmaraş halkına sesleniyorum: Vefa, sadece bir semt adı değildir. O en zor günümüzde dağları aşıp gelen, enkazın altında nefesimiz olanları bugün unutmak bu şehre yakışmaz. Yerel ve ulusal STK’larımıza yer tahsisi sağlamak, projelerine omuz vermek ve "neye ihtiyacınız var?" diye sormak bir tercih değil, bu şehre karşı tarihi bir sorumluluğumuzdur.

​Unutmayalım ki; binalar yıkılır yeniden yapılır ama bir şehrin dayanışma ruhu ve sivil gücü yıkılırsa, onu yeniden inşa etmek on yıllar alır. Gelin, sivil toplumun o fedakâr insanlarını sessizliğe ve sahipsizliğe terk etmeyelim. Çünkü Kahramanmaraş, hem kendi içindeki hem de dışarıdan gelen o omuz omuza duruşla "Kahraman" kalabilen bir şehirdir.