Sevgili okurlar,
Bu hafta köşemde sizlere, sonu bir türlü yazılamayan iki hikâyeden söz etmek istiyorum. Aslında bu hikâyelerin ortak noktası, umutla başlayıp hayal kırıklığıyla bitmeleri…
Türkiye Basketbol Ligi 2025–2026 sezonunun 32. haftasında şehrimizin takımı Kahramanmaraş Kipaş İstiklal Spor, sahasında FB Koleji’ne 96-95 mağlup oldu. 33. haftada ise deplasmanda OGM Orman Spor ile karşılaştı ve sahadan 100-83 yenilgiyle ayrıldı. Bu sonuçlarla birlikte takım, sezonun 18. mağlubiyetini alarak 48 puanla 9. sıradaki yerini korudu ve doğrudan play-off umutlarını yitirdi. Artık hedef değişti: Play-In hattında kalıp yeniden play-off mücadelesine tutunmak.
Ancak mesele sadece kaybetmek değil… Asıl mesele, iyi başlayan maçların neden kötü sonuçlandığı.
32. haftada FB Koleji karşısında oynanan mücadele, baştan sona yüksek tempolu ve seyir zevki yüksek bir maçtı. Ancak son periyotta yaşananlar, karşılaşmanın kaderini belirledi. Takımın en formda isimlerinden Burak Gözeneli, sinirlerine hâkim olamayarak ikinci teknik faulü aldı ve oyun dışı kaldı. Oysa sahada kaldığı 22 dakikada 23 sayı üretmiş, adeta “eli yanıyordu.” Maçın kilidini açan isimdi. Hakemin, kendisine yapılan sert müdahaleye kasti faul çalmasına rağmen verdiği tepki pahalıya mal oldu. Kipaş İstiklal Spor, son 5 dakikayı
en önemli silahından yoksun oynadı. Buna rağmen pes etmedi; inançla ve hırsla mücadeleye devam ederek son dakikaya 95-91 önde girdi. Peki, sonra ne oldu?
Yine aynı sonu olmayan hikâye…
Son 30 saniyede rakip 5 sayı buldu. Kipaş İstiklal Spor ise panik içinde ne yaptığını bilmez bir görüntü sergiledi. Son 10 saniyede önde olan bir takımın maçı rakibine vermesi kabul edilebilir değil.
33. haftada Ankara’da oynanan OGM Orman Spor karşılaşması da farklı bir senaryo sunmadı. İlk iki çeyrek başa baş, tempolu ve keyifli geçti; ilk yarı 47-47 eşitlikle tamamlandı. Ancak üçüncü çeyrekte kronik savunma sorunları bir kez daha ortaya çıktı. Rakip, %47 üçlük isabeti ve ribaund üstünlüğüyle çeyreği 75-64 önde kapattı. Dördüncü çeyreğin başında ise takımın koçu Serkan Erdoğan, aldığı iki teknik faul sonrası diskalifiye edildi. Adeta gemi kaptansız kaldı. Denizde mücadele eden oyuncular olsa da gemi limana yanaşamadı ve kaçınılmaz son geldi. Gemi battı…
Aslında tablo çok net: Un var, şeker var ama helva bir türlü yapılamıyor. Ya karıştırılamıyor ya da tam pişecekken ocak sönüyor.
Bu artık tesadüf değil, kronik bir sorun. Kipaş İstiklal Spor maçların sonunu oynayamıyor.
Burada iki ihtimal var: Ya teknik ekip kritik anları doğru yönetemiyor ya da oyuncular verilen taktikleri sahada uygulayamıyor. Hangisi olursa olsun, sonuç değişmiyor. Kırk dakikalık emeğin, son birkaç dakikada heba olması artık alışkanlık hâline geldi.
Oysa bu takım, ligin ilk sezonunda beklentilerin üzerinde bir performans ortaya koydu. Taraftar desteği ise takdire şayan. Kahramanmaraş seyircisi, salonu doldurarak takımına büyük bir güç verdi, rakipler için ciddi bir baskı unsuru oluşturdu. Ancak bu atmosfer, çoğu zaman skora yansımadı.
Eğer sezon boyunca yaşanan aksilikler olmasaydı, maçlar baştan sona aynı konsantrasyonla oynanabilseydi, skor yükü biraz olsun eşit dağılabilseydi ve teknik ekip zamanında müdahalelerde bulunabilseydi, bu takımın ilk 5 içinde yer alması hiç de zor değildi. Mevcut bütçeyle gelinen nokta küçümsenemez; yönetim, bu kadroyu kurarak çok önemli bir iş başardı.
Kipaş İstiklal Spor belki yenildi, ama hiçbir zaman ezilmedi. Her rakip için tehlikeli bir takım oldu. Ancak artık görmezden gelinemeyecek bir gerçek var:
Bu takım, maç kazanmaktan çok, maç kaybetmeyi kendi eliyle seçiyor.
Potansiyel var, mücadele var, taraftar var…
Ama savunma, disiplin, inanç ve son an yönetimi yoksa bu hikâye hep yarım kalır.
Başka yazılarda görüşmek üzere esen kalın.
Mehmet Oğuz Kurt
@moguzkurtt