Türkiye basketbolunun en rekabetçi liglerinden biri olan Türkiye Basketbol Ligi’nde sezonun son virajına girilmiş durumda. 30 haftası geride kalan ligde artık yalnızca 4 hafta kaldı. Ancak bu son haftalar, sıradan maçlardan çok uzak; adeta final niteliğinde karşılaşmalara sahne olacak.
Puan cetveline baktığımızda, ligdeki dengelerin tamamen karıştığını söylemek yanlış olmaz. Tabiri caizse lig “Arap saçına” dönmüş durumda. 18 takımlı ligde şu an en rahat ekip ise ligden çekilmiş ve alt lige düşmesi kesinleşmiş olan Yalovaspor.
Zirve yarışında ise büyük bir rekabet söz konusu. Çayırova Belediyesi, Bandırma Bordo, Gaziantep Basket ve Konya BBSK, sezonu lider tamamlayarak doğrudan üst lige çıkmak için kıyasıya mücadele ediyor. Bu dört takımın da matematiksel olarak şampiyonluk şansı devam ediyor. Şu an için avantaj lider konumda bulunan Çayırova Belediyesi’nde olsa da, kalan 4 haftada her şey değişebilir.
Ligin statüsüne göre sezon sonunda lider olan takım doğrudan Basketbol Süper Ligi’ne yükseliyor. 2 ile 7. sıradaki takımlar play-off oynarken, 8 ile 11. sıradaki ekipler play-in mücadelesine katılıyor. Alt sıralarda ise 17 ve 18. basamakta yer alan takımlar bir alt lige düşüyor. Bu yapı, ligin her sırasını ayrı bir mücadele alanına dönüştürüyor.
Şehrimizin temsilcisi Kipaş İstiklal Spor ise şu an 9. sırada yer alıyor. Play-off potasına girmek zor görünse de hâlâ matematiksel olarak mümkün. Bu noktada yapılması gereken çok net: Kalan dört maçın tamamını kazanmak için sahaya çıkmak.
Kalan maçlar;
4 Nisan deplasmanda Parmos Bandırma Bordo.
9 Nisan evimizde FB Koleji Rams.
13 Nisan deplasmanda OGM Orman Spor.
18 Nisan evimizde Gaziantep Basket.
“Maçlar kağıt üzerinde değil, sahada kazanılır.”
Eğer play-off hedefi gerçekleşmezse, bu kez rota play-in olmalı. Ancak bunun için de önce kendi maçlarını kazanmak gerekiyor. Diğer sonuçlara bakmadan önce sahada gereken mücadeleyi ortaya koymak şart.
Son haftalarda görüldüğü üzere, ligde hemen her takım formda olduğu gün son derece tehlikeli olabiliyor. Konsantrasyon, mücadele ve inanç bir araya geldiğinde maçların sonucu her türlü skora açık hale geliyor.
Kipaş İstiklal Spor’un da bu süreçte sahaya karakter koyması gerekiyor. Takım oyununun ön planda olduğu, savunma ile hücum arasındaki dengenin kurulduğu bir yapı, başarıyı beraberinde getirecektir. Nitekim bunu önceki maçlarda zaman zaman net şekilde gördük.
Sezon boyunca skor yükünü büyük ölçüde gard rotasyonu üstlendi. Kalan maçlarda ise bu ritme diğer oyuncuların da katılması büyük önem taşıyor. Kenar yönetimi, oyuncular ve taraftarlar aynı enerjide buluştuğunda ortaya çok daha güçlü bir takım çıkacaktır.
Top paylaşımının arttığı, savunma sertliğinin düşmediği ve ribaundlarda üstünlük sağlanan bir oyun anlayışı sürdürülebilirse, hedeflere ulaşmak hiç de uzak değil. Bu takım ritim yakaladığında ne kadar etkili bir hücum gücüne sahip olduğunu defalarca gösterdi.
Artık sözün bittiği yerdeyiz. Sahaya çıkan her oyuncunun sorumluluk alması, mücadeleden vazgeçmemesi gerekiyor. Çünkü bu sadece bir spor mücadelesi değil; aynı zamanda bir şehrin umudu.
Taraftara da büyük görev düşüyor. Özellikle iç sahadaki maçlarda tribünlerin dolması, oluşturulacak atmosferin rakip üzerinde baskı kurması ve takıma itici güç olması hayati önem taşıyor.
Unutulmamalı:
Umut varsa, mücadele şarttır.
Ve bu takım, o mücadeleyi verecek güce sahip.
Şehrin bu sevince ihtiyacı var.
Başka yazılarda görüşmek üzere, esen kalın.
Mehmet Oğuz Kurt