Türkiye Sigorta Türkiye Basketbol Ligi’nde sezonun son virajına girilirken, 29. hafta mücadelesinde temsilcimiz Kipaş İstiklal Spor, deplasmanda Pizzabulls CO Basketbol karşısında aldığı 100-76’lık galibiyetle hem moral buldu hem de umutlarını tazeledi. İstanbul Gazanfer Bilge Spor Salonu’nda oynanan bu kritik karşılaşma, sadece bir galibiyet değil; aynı zamanda bir karakter ve takım oyunu gösterisi olarak kayıtlara geçti.
Maçın ilk çeyreği beklenildiği gibi zorlu geçti. Ancak ikinci ve üçüncü çeyreklerde sahaya yansıyan savunma disiplini, oyunun kaderini belirledi. Rakibini ikinci periyotta yalnızca 14, üçüncü periyotta ise 13 sayıda tutan temsilcimiz; aynı bölümlerde ürettiği 32 ve 26 sayıyla farkı açarak kontrolü tamamen eline aldı. Savunma ile hücum arasındaki denge kurulduğunda bu takımın neler yapabileceğini bir kez daha görmüş olduk.
Bu sezon boyunca takımın skor yükünü çoğunlukla gard rotasyonu sırtladı. Özellikle 1 ve 2 numaralı oyuncuların ritim bulduğu anlarda Kipaş İstiklal Spor’un ne kadar tehlikeli bir hücum gücüne sahip olduğu biliniyor. Bu maçta hücum gücüne diğer oyuncular da dahil olunca galibiyet planı kusursuz işledi. Birkaç hafta performansı tartışılan Burak Gözeneli’nin adeta “fabrika ayarlarına” dönmesi ise gecenin en dikkat çeken detayıydı. Attığı 40 sayıyla kariyer rekoru kıran Gözeneli, sadece skorer kimliğini değil, aynı zamanda liderliğini de sahaya koydu.
Ancak bu galibiyeti değerli kılan yalnızca bireysel performanslar değildi. Aksine, uzun zamandır eksikliği hissedilen “takım oyunu” bu maçta sahaya eksiksiz yansıdı. Her oyuncunun sorumluluk aldığı, topun paylaşıldığı ve savunmanın bir an bile bırakılmadığı bu düzen; sonucu da beraberinde getirdi. Nitekim Kipaş İstiklal Spor, bu sezon ilk kez bir maçta 100 sayı barajını aşarak önemli bir eşiği geride bıraktı.
Bu farklı galibiyet, sadece iki puandan ibaret değil. Aynı zamanda kalan haftalar için bir inanç tazelemesi. Play-off ihtimali zor görünse de matematiksel olarak hâlâ mümkün. Bu nedenle takımın kalan maçlara aynı ciddiyet ve inançla çıkması şart. Top paylaşımının devam ettiği, savunma sertliğinin düşmediği ve ribauntlarda üstünlük kurulan bir oyun anlayışı sürdürülebilirse, neden olmasın?
Elbette bu süreçte taraftara da büyük görev düşüyor. Özellikle iç sahada oynanacak maçlarda salonun tamamen dolması, takımın itici gücü olacaktır. Tribünlerin oluşturacağı atmosfer, rakipler üzerinde baskı kurarken, oyuncuların motivasyonunu da üst seviyeye taşıyacaktır.
Unutulmamalıdır ki bu takım, kurulduğu ilk yılda şampiyon olarak bir üst lige çıkma başarısı göstermiş bir yapıya sahip. Şimdi ise ligdeki ilk sezonunda, bitime birkaç hafta kala hâlâ hedef konuşuluyor olması bile başlı başına bir başarıdır. Bu noktaya gelinmesinde emeği olan yönetimden teknik ekibe, oyunculardan taraftara kadar herkesi takdir etmek gerekiyor.
Umut varsa mücadelede vardır.
Ve nitekim bu takım, mücadele edecek güce fazlasıyla sahip.
Başka yazılarda görüşmek üzere esen kalın.
Mehmet Oğuz Kurt