Kahramanmaraş’ta yürek kazandı.

Türkiye Sigorta Basketbol Ligi 26. haftasında Kahramanmaraş’ta oynanan maçta Kipaş İstiklal Basketbol, İzmir temsilcisi Göztepe’yi 91-87 mağlup etti. Bu galibiyet, sıradan bir dört sayılık farktan ibaret değildi. Takımı Play-Off yolunda tam anlamıyla tren rayına oturttu avantajlı

duruma getirerek diğer maçları kazanmak için de takımın daha inançlı ve daha güvenli olmasını sağladı.

Maçın ilk iki çeyreğinde skor üstünlüğü Kipaş İstiklal Spordaydı. Top paylaşımı zaman zaman aksasa da enerji yüksekti. Ancak üçüncü çeyrekte Göztepe adeta kabuğunu kırdı. 14 sayılık farkı eritip öne geçmeleri, deplasman takımı adına ciddi bir özgüven göstergesiydi. Attıkları 15 üçlük, ne kadar kaliteli ve cesur bir takım olduklarını kanıtladı. Son Periyot ise tam anlamıyla sinema sahnesiydi. Tribünde hop oturup hop kalktık. Her hücum bir kalp çarpıntısı, her savunma bir nefes tutuştu. Kipaş İstiklal Basketbol bu bölümde hücum ribauntlarında rakibine üstünlük kurdu. İşte maçın kırılma anlarından biri de buydu. İkinci şans sayıları, bu tip maçlarda her zaman altın bulmuş gibi olur.

Ve elbette bir parantez… Hayır, bir parantez değil; kocaman bir sayfa açmak gerekiyor.

Diante Watkins

Son periyotta sakatlandı. Ayak bileği bandajlandı. Kenara geldi. Çoğu oyuncu o an “riske gerek yok” der. Ama o dönüp sahaya, takım arkadaşlarına, tribüne baktı ve geri döndü. Küçük dev adam, kocaman yüreğiyle oynadı. “Sakatlandım” demedi,30 sayı attı, maçın adamı oldu. Takımına maçı kazandırarak büyük bir karakter sergiledi.

Mustafa Sandal’ın şarkısındaki gibi:

“Seni alan yaşadı…”

Gerçekten öyle.

Watkins;

Seni izleyen bizler mest,

Takım içinde jest,

Tribünde ses,

Kocaman yürek oldun.

Elbette maçın kader anları sadece kahramanlıkla yazılmadı. Göztepe en kritik anda 5 saniye kuralını ihlal ederek topu oyuna sokamadı. Büyük fırsat kaçtı. Son bölümde iki ayrı pozisyonda gelen dört serbest atışı sayıya çeviren Gökhan Akkoyun ise soğukkanlılığıyla galibiyeti perçinledi.

Kipaş İstiklal Basketbol’da skor üretiminde yine Watkins ve Gözeneli başroldeydi. Artık takımın kaderi bu iki oyuncunun performansına bağlı hale geldi. Kazanırken de kaybederken de ibre onların üzerinde dönüyor. Bu sürdürülebilir mi? İşte asıl soru bu.

Bundan sonraki maçlarda başarılı olmak için;

• Skor yükünü ikiden fazla oyuncu taşımalı.

• Savunma disiplini maç boyunca istikrarlı olmalı.

• Serbest atış yüzdesi daha yukarı çıkmalı.

• Şut yüzdeleri sabit olmalı.

• Oyuncu performansı değişken isimlerde olmalı.

• Hızlı hücum sayısı artırılmalı.

• Kısa-Uzun hücum setleri maç boyunca olmalı.

• Oyunculardaki tereddüt bitmeli, inanç aşılanmalı.

Bunlar çözülür mü? Elbette çözülür. Ama çözmek için görmek, görmek için de kabul etmek gerekir.

Bu maçta başka bir güzellik daha yaşandı. İftar saatinin ardından tamamlanan karşılaşmada yönetimin tribünlere su ve hurma ikram etmesi, sporun sadece skor olmadığını hatırlattı. Sahada mücadele, tribünde saygı vardı. Küfür yoktu, çirkin tezahürat yoktu. Oyuncular iyi niyetle mücadele etti. Baştan sona salonda “hoşgörü” hakimdi. Karakter, hoşgörü ve yürek maç boyunca alkışlandı.

İzmir temsilcisi Göztepe, deplasman için geldiği Kahramanmaraş’ta yalnızca maça çıkmadı; bu şehrin hafızasına, acısına ve onuruna da temas etti. Maçtan önce depremde yaşamını yitiren vatandaşların mezarlarını ziyaret eden heyet, acımızın hâlâ taze olduğunu vurgulayarak dayanışma mesajı vermesi ve kaybettiklerimizi saygıyla anması bizler için apayrı bir güzellikti.

Bazen en büyük galibiyet, sahada değil; kalplerde kazanılır.

Başka yazılarda görüşmek üzere esen kalın.

Mehmet Oğuz Kurt