“Siyaset oluna” denildiğinde ne olup bittiğini merak edenler yüzyıl öncesinin genel kabullerini incelesinler.
Siyaset sanat mı yoksa günü kotarmak , nabza göre şerbet mi vermek?
Değil elbet. Siyaset insanın var olduğu günden beri onu kuşatan bir düşünme biçiminin adı. Toplumun olduğu her yer ve zaman siyasetin alanı olmuştur.
Siyaset aslında direk iktidar demektir dikkat edin iktidar denilen kelime akıp giden bir çağlayandır iktidarsızlık ise başa beladır bunu bilen bilir bilmeyen de bir dal maydanoz sanır.
İktidar nasıl oluşur? Kaynağı, insanla ilgisi, varlığını sürdürmesi, mükemmel olup olmaması gibi ifrit sualleri olan bir alandır.
Siyaseti konuşan insan şu konulara hâkim olmadır:
1- İnsan
2- Toplum
3- İktidar
4- Devlet
5- Yönetim
6- Meşruiyet
7- Egemenlik
8- Hak
9- Hukuk
10- Yasa
11- Bürokrasi.
İşi zora soktuğumu bana söylemeyin erenler. Siyasetin bu bilgiler yanında daha saymak zorunda olduğum nice payandaları var örneğin cesaret ve feraset gibi.
Siyaseti meslek edinenler bu konulara hakim mi? Partileri baba ocağı olarak görenlerin sayısı hayli fazla konuşan sanki ana kucağına değil de parti kucağına doğmuş gibi konuşup bundan nemalanıyor.
Şu soruları sorayım bakalım cevaplarınız nasıl olacak?
1- İktidar kaynağını nereden alır?
2- Meşruiyetin ölçüsü nedir?
3- Egemenliğin kullanış biçimleri nelerdir?
4- İnsanın temel hakları nelerdir?
5- Bürokratik kurum neye temsil eder?
Siyaset hakkında yazarım ama bu şekilde metinlerle olayın künhüne vakıf olmak isterim. Siyasetin ata baba mirası olmadığını bilmek işin püf noktası.
Siyasetin ötesinde üzerine titrediğim “ DEVLET” mevzusu var ki bu işin başlangıcı. Devlet en büyük ülkümdür!
Bugün olup bitenlerin ardında Türk milletinin devlet geleneğini ortadan kaldırmaya yönelik ifrit bir düşünce olduğunu belirteyim. Nerede bizim kerim devletimiz azizan?