Yaşadığımız dünyaya Hak ve hakikatin penceresinden bakan hakikati can suyu olarak gören yolun doğrusu hakkında irfani bilgi ve tecrübeye sahip olmak isteyen hakikat aşıkları işte ufuk açıcı pencereler önünüzde.

Kuru, sığ, baskıcı tek görüşlerin çemberi asil fikirlerle kırılacak, ifade derinliğine düşünce enginliğine böylelikle erişilecektir.

Yaşadığımız dünyanın sorunları ile ilgilenip, aklımızı hakikate açarsak, ruhumuz nefsimizin korkularından kurtulacaktır.

Çaba ve emek hakikatin kılavuzudur!

İnsanı biz zemin üzerine yerleştirmeden tanımak hayli zor. Binlerce yıldan beri var olan insan her şeyi ne kadar da çabuk unutuyor. Mutluluklar kadar pişmanlıklar hayattan çıkartılan onlarca ders bir kenara yazılmış ama yine hata üzerine hata yapılıyor.

İyinin her defasında yeniden tercih edilmesi gerek.

Milletimizin tarih içerisinden bugüne intikal eden bazı özelliklerini hatırlamakta yarar var.

Yüzyıl öncesinin Fütüvvetname adı verilen eserlerde Türk toplumunun genel ilkeleri şöyle ifade ediliyor : “ doğruluk, cömertlik, dostluk, kanaat, takva, tefekkür, vefa, ilim, amel, sabır, ihlas, sır saklamak, yalan söylememek, zina yapmamak, hırsızlık etmemek, hocalara ve büyüklere saygı göstermek, insaf etmek, ayıp örtmek, çiğ söz söylememek, kötü söze cevap vermemek, herkese iyilik yapmak, misafir ağırlamak, din farkı gözetmeden bütün insanları sevmek, herkesi bir görüp kendini herkesten aşağı görmek.”

Toprakları vatan yapan bu vasıfları tekrar üzerimizde göstermek millet olarak birinci önceliğimiz olmalıdır.