Kavganın tam merkezineyiz ama bir ses yankılanıyor ve duruyoruz: harp, sulh.

Harb mi Sulh mu sadece bir roman adı olmasa gerek. Dünya hayatının doğal gerçeklerine aykırı bir süreçte ilerlediğimizi görüyor ve ürperiyorum. Barış esaslı bir irfanın sahibi olmakla beraber sulh olgusu ile başta doğal varlığımızı yönelik bir tehlikeden bahsetmek istiyorum.

Sosyal olguları sıralarken göz ardı etmediğim temel maddeler var onları paylaşayım: BİLGİ, KORKU, BESLENME, GÜVENLİK, GÜÇ, HAK, ADALET, YASA, DÜZEN, TANRI, KİMLİK VE SAVAŞ.

Ele aldığım kavramları ilerleyen vakitlerde geniş şekilde izah ederek içinde bulunduğumuz duruma dikkat çekmek istiyorum.

Kültür ve irfani anlayışım savaşın hayatın doğal bir gerçeği olduğunu aşikar kılmışken şimdilerde asparagas bir savaşsızlık teranesiyle gözlerimizin bağlandığını görüyor ve devletim, milletim adına bundan da kaygı duyuyorum.

Savaş insanlığın vara oluş mücadelesi olarak düşünüldüğünde bir değer olarak karşımıza çıkar. İç ve dış olarak ikiye ayrılır. Kendi varlığımızı kâmil kılma adına yapılanları psikolojik savaş toplu olarak yapılanları ise insanlık tarihi diye okuruz.

Barış derken dünyanın savaş endüstrisine harcadığı paraya bir bakar mısınız? Milletimiz ekonominin çelik dişlileri altında yaşam mücadelesi verirken silahlanmaya ayrılan bütçeden habersiz yaşayıp gidiyor.

Kılıç hakkımız ihmal edildi!

Nizamı alem adına yaptığımız yüzlerce savaşı şimdi milletimiz nasıl anlayacak?

Yıllar boyunca sahada kazandığımız savaşı masada kaybetmenin acısını idarenin tercihi olarak anlıyorum. Silahlar susmadı bilakis şer güçleri hemen yanı başımızda sözüm ona devlet zırhına büründü bunun elim sonuçlarını ilerleyen günlerde çok acı olarak yaşayacağız.

Sulhu selamet isteyen cenge hazır olmalı fehvasını unutmanın bedeli dilerim hezimet olmasın.

Ekonomik, ideolojik, askeri, dini ve siyasi sebeplerle harp devam edip gidecek dahası HAK ve BATIL mücadelesi kıyamete kadar sürecektir.

İstiklal harbimizin gerekçeleri ne çabuk unutuldu.

Amerika merkezli yeni dünya düzeni ve onun yoldaşı Rusya, Çin olduktan sonra savaşın bittiğini söylemek masallara inanmaya benziyor.

Devletimiz gücünün milletinin değerlerinden almalı, daha bu yüzyılın kayıpları ortada iken eşkıya düzeni ile dünyaya hükmetmeye çalışan şer güçleri unutulmamalı.

Milletimizin bekası sığ siyasetin kurbanı edilemez!

Barışa susayan insanlık önce savaşın, sulhun manası bir daha düşünüp hareket etmeli ki devletimiz milletimizin kotlarında yer alan temel hakikatlerle imtihan olmasın.