İnsan, ilişkileriyle var olan ve bu ilişkilerin kalitesiyle biçimlenen bir canlı. Evde, işte, mahallede ya da dost meclislerinde… Hayatımızın her köşesini kapsayan, değer verdiğimiz, sevgi ve saygı üzerine inşa ettiğimiz bağlarımız var ancak bu bağların hepsini tek bir gizli tehlike tehdit ediyor: İletişimsizlik.
Genellikle çatışmaların ya da büyük kavgaların ilişkileri bitirdiğine inanırız. Oysa ilişkileri asıl çürüten şey, patlayan bombalar değil; zamanla biriken ve söylenmeyen sözlerin yarattığı o soğuk sessizliktir.
Aile içinde başlayan bir iletişimsizlik, aynı çatı altında yaşayan yabancılar yaratır. En acısı da budur belki: Anne babamızı, eşimiz ve çocuğumuzu, abimizi, ablamızı vs. kalpten ve gerçekten seviyor olabiliriz ancak bu sevgiyi dile getiremiyor, hissedilir kılamıyorsak iletişimsizliğin vereceği en büyük zararlardan birini zaten yaşıyoruz demektir. İçimizde dağlar kadar biriken sevgiden, karşı tarafın haberi yoksa o sevgi bağları koruyamaz. Eşlerin birbirine anlatmaktan vazgeçtiği her duygu, anne, baba ve çocuk arasında koptuğunda tamiri zorlaşan o diyalog, evi bir yuvadan ziyade sadece geceleri dönülen bir otele dönüştürür.
İş yerinde ve komşulukta ise durum farklı değildir. Bir selamı esirgemek, bir sorunu doğrudan konuşmak yerine ima etmek ya da hal hatır sormayı yük saymak, ortak yaşam alanlarımızı çoraklaştırır. Aynı koridoru paylaştığınız meslektaşınızla ya da yan dairenizdeki komşunuzla kurmadığınız o köprü, günlük hayatın stresini ikiye katlar. Bir iş yerinde iletişimsizlik varsa orada sadece verim düşmez; güven ve ekip ruhu da buharlaşır.
Dostluklar ve akrabalık bağları ise iletişimsizliğe karşı belki de en hassas olanlardır. "O beni aramadı, ben de aramıyorum" gururu girdiğinde araya, yılların birikimi olan sevgiler tek bir telefon mesafesinde kuruyup gider. Yanlış anlamalar büyür, varsayımlar gerçeklerin yerini alır. Konuşulmayan her konu, zihinde bir senaryoya dönüşür ve genelde bu senaryoların sonu hüsranla biter.
İletişimsizlik, sevgi ve saygının oksijenini keser.
İlişkilerimizi korumanın tek yolu, zırhlarımızı indirip konuşmayı, sevgimizi söylemeyi ve daha da önemlisi dinlemeyi becerebilmektir. Köprüleri yıkmak kolay, ama o köprüden tekrar geçebilmek zaman alır. Hayat, söylenmemiş güzel sözleri ve çözülmemiş kırgınlıkları ertelemek için fazlasıyla kısa.
Çevrenizdeki ilişkileri gözden geçirdiğinizde, şu an sadece sevgisizlikten değil de "konuşamamaktan" mesafe giren kimler var hayatınızda?
İletişimsizliği ortadan kaldırmak için kendine bir program yap ve en yakınından başlayarak ona gözlerinin içine bakarak seni seviyorum demeyi dene, bu sayede aradaki bağları kuvvetlendir. Zira Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadisinde şöyle buyurmuştur: "Seven, sevdiğine sevdiğini söylesin."