Kelime ilim, yumuşaklık, gevşeklik, bolluk manalarına gelir. Kuranın genel kullanımında ise her şeyin özünden, bilinmeyen taraflarından haberdar biçiminde kullanılır.
Varlık, ruh, beden, ilim daha peşi sıra sıralayacağımız kelimelerin hakikati nedir dahası hakikatin özünde ne vardır? Sorular uzar gider, sorudan sorundan uzak bir hayatı düşünmek hayal. Kuran-ı Kerim’de Habir ismi Hakim, Basir, Latif, Alim isimleri ile beraber kullanılarak insanlara ibadete layık olan Allah'ın neleri nasıl bildiğinin yolları da gösterilmiştir. Varlıkta bilinmeyen tarafların olması ve bununda insana hissettirilmesi Tanrı'nın bir cilvesi olsa gerek. Her şeyde bir bilinmeyen var, bilinmeyenin bile kendince bilinemez tarafları çok. Allah-u Azimşan Peygamberleriyle insanın bilemeyeceği diğer boyutla ilgili haberleri vermek suretiyle merak uyandırmış bizleri cennetin nimetlerinden haberdar ederek hal diliyle "Ey kullarım sırlar hazinesini talep edin, varlık aynasını parlatında cemalullahı seyredin." diyor.
Ayinedir bu alem her şey Hakk ile kaim
Mir'atı Muhammed'den Allah görünür daim.
Allah'ın varlığı için şahit mi arıyorsunuz? Kendinize, çevrenize, başınızı kaldırın da gökyüzüne bakın. Varlık cezbesinden sarhoş olan alemlerin sesleri kulaklarınıza ulaşmıyorsa bari şu dizelere kulak verin.
Gönlümü sevgili yaktı benim
Bilsen nasıl bir sevgili
Gönlümde o ateşle
Cihan harmanını yangına verdi
Bir kıvılcımla canım öyle ateşe kesti ki
Demir de taş da mum gibi eridi
Can mumu gibi
Hiçbir ateşe benzemez o ateş
Binlerce çerağ geceyi aydınlatıp ışığa boğdu birden
Aşk diyarında bir ses yankılandı
Bilsen nasıl bir ses
O ses bir pencere açtı gönül evinde
Yepyeni bir güneş doğdu o pencereden
Görsen nasıl bir güneş
Zerrece gölge kalmadı, zerrece karanlık
Nurdan gül fidanları
Ateşten nesrinler, susam çiçekleri serpilip açıldı
O yeni güneşin güzelliğinden
Bilsen nasıl bir güzellik
(Hz. Mevlana)