6 Şubat depremlerinin ardından Avrupa’dan Türkiye’ye uzanan yardım zincirinde dikkat çeken isimlerden biri de 24 yaşındaki tır şoförü genç kızımız Gülfem oldu. Fransa’dan Kahramanmaraş’a deprem yardımı taşıyan tırı tek başına kullanan Gülfem, binlerce kilometrelik yolu yalnızca bir yük değil, büyük bir sorumluluk duygusuyla kat etti. Afetin en ağır hissedildiği kentlerden birine ulaşan bu yolculuk, bireysel inisiyatifin kriz anlarında nasıl hayati bir rol oynayabildiğini de gösterdi. Gülfem’le, o yolculuğun karar anını, zorluklarını ve geride bıraktıklarını konuştuk.

Whatsapp Image 2026 02 08 At 13.43.09

KADRİYE KIRDÖK; 6 Şubat depremlerinin hemen ardından, Fransa’dan Kahramanmaraş’a deprem yardımı taşıma kararını nasıl ve hangi koşullarda aldınız? Bu karar ne kadar sürede verildi? Hangi kurum ya da topluluk adına bu yardımı getirdiniz?

GÜLFEM ZENGİN; 6 Şubat depremlerinin ardından yaşananları gördüğüm anda, bir Türk vatandaşı olarak sessiz kalmam mümkün değildi. İçimden gelen en güçlü duygu şuydu: “Eğer direksiyon başına geçip bir nebze fayda sağlayabiliyorsam, bunu yapmalıyım.” Bu kararı çok kısa bir süre içinde, vakit kaybetmeden aldım.

Bu yardım organizasyonu, Fransa’daki Pont-à-Mousson 57 Derneği ve özellikle Gökhan Abi’nin büyük katkılarıyla hayata geçirildi. Kendisi hem maddi olarak çok önemli bir destek sağladı, hem de idari ve organizasyonel sürecin tamamını büyük bir titizlikle yönetti.

Ayrıca yardım tırının yüklenmesi sırasında da olağanüstü bir emek vardı. Römorkun her metrekaresi en verimli şekilde, dikkatle ve bilinçli olarak dolduruldu. Amacımız sadece yardım taşımak değil, taşıyabileceğimiz en yüksek miktarda faydayı depremzedelere ulaştırmaktı.

Bu süreç, dayanışmanın ve doğru organizasyonun bir araya geldiğinde ne kadar güçlü sonuçlar doğurabileceğini bana bir kez daha gösterdi.

KADRİYE KIRDÖK; Binlerce kilometrelik bu yolculuğu tek başınıza yaptınız. Güzergâh boyunca karşılaştığınız en ciddi risk veya zorluk neydi?

GÜLFEM ZENGİN; Binlerce kilometrelik bu yolculuğu tek başıma yapmak hem fiziksel hem de zihinsel olarak zorlayıcıydı. En büyük risk, yorgunluk ve yoğun stresle güvenli sürüşü sürdürmekti. Ayrıca sınır geçişleri, hava koşulları ve zaman baskısı da önemli zorluklardı. Ama her zor anda kendime şunu söyledim: “Bu yük sadece malzeme değil, umut taşıyor.” Bu düşünce bana güç verdi.

KADRİYE KIRDÖK; Kahramanmaraş’a ulaştığınızda sahadaki durum nasıldı? Yardımların yerine ulaşması sürecinde ne gibi aksaklıklar ya da eksikliklerle karşılaştınız?

GÜLFEM ZENGİN; Kahramanmaraş’a vardığımda yaşanan yıkımın büyüklüğü gerçekten çok etkileyiciydi. Ama aynı zamanda beni en çok etkileyen şey, devletin ve kurumların bu kadar çok şehrin aynı anda etkilendiği, böylesine büyük bir afette çok hızlı şekilde harekete geçmiş olmasıydı.

Daha önce farklı ülkelerde afet sonrası yapılan çalışmaları da yakından görmüş biri olarak şunu söyleyebilirim: Türkiye, müdahale hızı ve sahadaki organizasyon gücü açısından birçok ülkeyle kıyaslanabilecek, hatta bazı alanlarda daha güçlü bir refleks gösterdi.

Arama-kurtarma ekipleri, sağlık çalışanları, güvenlik güçleri ve gönüllüler olağanüstü bir özveriyle çalışıyordu. Bu ölçekte bir felakette her şeyin kusursuz olması elbette zor, ancak sahada gördüğüm kararlılık, hız ve dayanışma ruhu bana büyük bir umut verdi.

O an şunu hissettim: Acımız çok büyük olabilir ama birlikte hareket ettiğimizde bunun altından kalkabilecek bir güce sahibiz.

KADRİYE KIRDÖK; Ağır vasıta taşımacılığı hâlâ erkek egemen bir alan. Bu yolculukta bir kadın tır şoförü olarak farklı muamele gördüğünüz anlar oldu mu?

GÜLFEM ZENGİN; Evet, ağır vasıta taşımacılığı hâlâ erkek egemen bir sektör. Bu yolculukta zaman zaman şaşkın bakışlarla, bazen önyargılarla karşılaştım. Ama aynı zamanda çok fazla saygı, destek ve takdir de gördüm. İnsanlar bir kadının böyle bir sorumluluk almasını umut verici buldu. Ben bunu sadece kendim için değil, sektördeki tüm kadınlar adına bir temsil olarak gördüm.

KADRİYE KIRDÖK; Bu deneyim size Türkiye’de ve Avrupa’da afet anlarında dayanışma ve lojistik kapasite konusunda ne gösterdi? Bugün benzer bir durum yaşansa, sistemsel olarak nelerin değişmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?

GÜLFEM ZENGİN; Bu deneyim bana hem Türkiye’de hem de Avrupa’da insanların kriz anlarında ne kadar güçlü bir dayanışma sergileyebildiğini gösterdi. Zor zamanlarda toplumların bir araya gelme gücü gerçekten çok etkileyici.

Türkiye’de, afetin büyüklüğüne ve aynı anda birçok şehrin etkilenmesine rağmen devletin hızlı reaksiyonu, sahadaki ekiplerin özverisi ve halkın desteği dikkat çekiciydi. Bu ölçekte bir felakette her ülke için süreçleri yönetmek son derece zordur.

Elbette her büyük deneyim gibi bu süreç de bize daha da güçlenmek için fırsatlar sundu. İleride benzer bir durum yaşanırsa;

Kurumlar arası koordinasyonun daha da güçlendirilmesi,

Lojistik planlamanın daha fazla dijital destekle yönetilmesi,

Gönüllü organizasyonlarının daha önceden yapılandırılması

gibi alanlarda atılacak adımların süreci daha da etkili hale getireceğini düşünüyorum.

Ama genel olarak şunu söyleyebilirim: Bu felaket, Türkiye’nin hem kurumsal hem de toplumsal olarak ne kadar büyük bir dayanıklılığa ve birlik ruhuna sahip olduğunu gösterdi.

KADRİYE KIRDÖK; Bir kadın olarak göstermiş olduğunuz cesaret ve özveri için şehrim adına size teşekkür ederim. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

GÜLFEM ZENGİN; Her ne yapıyor ve başarıyorsak Allah sayesindedir. Depremzedelerimize şunu söylemek isterim; Allah’a güvenlerini ve umutlarını kaybetmesinler.