Yaşadığımız dünyaya Hak ve hakikatin penceresinden bakan hakikati can suyu olarak gören yolun doğrusu hakkında irfani bilgi ve tecrübeye sahip olmak isteyen hakikat aşıkları işte ufuk açıcı pencereler önünüzde.
Kuru, sığ, baskıcı tek görüşlerin çemberi asil fikirlerle kırılacak, ifade derinliğine düşünce enginliğine böylelikle erişilecektir.
Yaşadığımız dünyanın sorunları ile ilgilenip, aklımızı hakikate açarsak, ruhumuz nefsimizin korkularından kurtulacaktır.
Çaba ve emek hakikatin kılavuzudur!
İlk insandan beri var olan erdem ve hakikat bilgisinin dünyayı yorumlama ve anlamlandırması kelimelerle olacaktır.
İnsan olmanın kendi başına değer olduğu baştan belli ama ya sonrası? Merkezi insan olan bir daire oluşturabilir bu noktadan her olguyu değerlendirebiliriz. Yıllar yılı böyle yapmamız tavsiye edile geldi gelinen nokta bu çıkarımda bazı hatalar olduğu yönünde.
Bu insan nasıl bir insan?
Farklı biyolojik evrelerden geçen kişi hayatının kontrolünü eline aldığında fayda zarar hesabının neresinde. Öğretim verilerimiz insanımızın okul hayatının hayali başarıları altında eziliyor. Sağlıklı bireyler derseniz o hak getire hastalıklar sıraya girmiş dört taraftan saldırıyor. Güçlü aileleri kaybettik kendini anlamakta zorlanan insandan toplum genelini anlamasını beklemek hayal. Sorumluluk için beklenen yıllar çok ötelenip duruyor öyleyse başka bir yer göstereyim.
İlkeli olmak!
Bu kelime sizde neler çağrıştırır bunu biliyorum ama ilkeli olmayı en başa koyuyorum.
Bana ilkelerinizi ana kurallarınızı belirtin ki yolunuzu size anlatayım.
Mevlana Celaleddin Rumi’ye kulak verelim: “ Kalemin rüzgardan, kağıdın sudan olursa ne yazarsan derhal yok olur. Manasız söz su üstüne yazılan yazıdır. Ondan vefa umarsan iki elini ısırarak dönersin.”