Türk dünyasını ayakta tutan en önemli mitolojik değerlerden biri destanlardır. Bu destanlarda adı sıkça geçen börü, yani kurt, Türk kültüründe yalnızca bir hayvan değil; gücün, özgürlüğün, korkunun ve mücadelenin simgesidir. Börü, Türk dünyasında saygı duyulduğu kadar korkulan da bir varlıktır. Eski Türk inanışlarında Gök Tanrı'nın insanoğlunu bir hizada tutmak için gönderdiğine inanılan bu varlık, zamanla farklı anlamlar kazanmıştır. Öyle ki korkutuculuğunu hafifletmek için adına doğrudan börü demek yerine kurt denildiği anlatılır.

Bizim hikayemiz de işte bu kurdun hikayesidir. Ancak bu kez kurt ne bir destanın başkahramanı ne de ordulara yol gösteren kutsal bir varlıktır. Bu kez kurt dardadır.

KURT DARDA

Vaktiyle Orta Asya'nın uçsuz bucaksız bozkırlarında Yamtar adında bir Türk subayı yaşarmış. İki çocuğu olan Yamtar, kılıç kullanmadaki mahareti ve ok atmadaki ustalığıyla nam salmış bir savaşçıymış. Ancak ne kılıcı ne de oku, ailesinin geçimini sağlamasına yetmiş. Gün gelmiş, savaş meydanlarında gösterdiği hünerin karın doyurmadığını anlamış. Çaresiz baltasını, kılıcını kuşanıp Ötüken'in geniş ovalarında yapımı süren bir inşaata gitmiş. Bir zamanların namlı savaşçısı, artık duvar ustalığı yaparak ekmeğini kazanmaya başlamış. Yaz kış demeden, güneş henüz doğmadan işinin başına geçer, gün batana kadar taş taşır, duvar örermiş. Akşam olduğunda ise avucuna bırakılan üç kuruşluk akçeyle çadırının yolunu tutarmış.

Üç akçe...

Biri ekmeğe, biri çocuklara, biri de yarına kalırmış. Tabii yarına bir şey kalırsa!

Yamtar, yıllarca dişinden tırnağından artırdığı akçelerle kendisine bir at almış. Ne var ki at almakla iş bitmiyormuş. At yem istermiş, su istermiş, bakım istermiş. Her geçen gün masrafı biraz daha artarmış. İşin tuhafı, Türk beylerinin bir akçeye aldığı yemi Yamtar üç akçeye alırmış. Beylerin önünde açılan kapılar, Yamtar'ın yüzüne kapanırmış. Beylerin atları bolluk içinde beslenirken Yamtar'ın atı da sahibi gibi kıt kanaat geçinirmiş. Yamtar, ailesiyle birlikte küçük bir kıl çadırda yaşarken beyler gösterişli saraylarda ömür sürermiş. İçlerinden biri varmış ki tam kırk odalı sarayında oturur, bozkırın nimetlerinden fazlasıyla yararlanırmış. Bir tarafta kırk odalı saray, diğer tarafta dört kişinin sığmaya çalıştığı bir kıl çadır... Ama ne hikmetse bozkırda herkesin eşit şartlarda yaşadığı anlatılırmış. Yamtar ise halinden pek şikayet etmezmiş. Çünkü ona hep sabretmesi öğütlenmiş. Azla yetinmenin erdem, çok istemenin ise açgözlülük olduğu söylenmiş. O da inanmış. Kurt dardaymış ama memnunmuş da. Doğrusu, biraz da müstahakmış kurda!

KURT KARTLARI PATLATTI

KURT KARTLARI PATLATMIŞ!

KURT KIŞI ÇIKARAMAYACAK

KURT BU KIŞI ÇIKARAMAYACAKMIŞ.

KURDUN UÇAN KUŞA BORCU VAR

AMA KURT BİR PLAN YAPTI

KURT YİNE PATLAYACAK GİBİ AMA ŞANSINI DENEYECEK

26.10.375

DEVLET FINDIK