Gözlerinizi açar açmaz ilk yaptığınız şey telefon ekranına bakmaksa, günün kontrolünü daha ilk dakikalardan teslim etmişsiniz demektir. Bildirimler, mesajlar, haberler… Hepsi zihninizi bir anda doldurur. Henüz kendinizle temas kurmadan, dış dünyanın talepleriyle meşgul olmaya başlarsınız.
Oysa sabahın ilk anları, zihnin en savunmasız olduğu anlardır. Bu anlarda neyle karşılaşırsanız, günün geri kalanına onun tonu siner. Başkalarının gündemleriyle güne başlamak, kendi önceliklerinizi geri plana iter. Zamanla bu durum alışkanlığa dönüşür ve bu, öz saygının en temel yapı taşlarından birini sessizce zedeler: “Benim zamanım ve odağım değerli” duygusunu.
Tam da burada, içinde yaşadığımız “global köy” gerçeği devreye girer. Artık sadece kendi hayatımızla değil, dünyanın dört bir yanındaki insanların hayatlarıyla aynı anda temas halindeyiz. Birinin başarısı, diğerinin mutluluğu, bir başkasının krizi… Hepsi tek bir ekranın içine sığmış durumda.
Bu yoğun temas, görünmez bir baskı üretir. Sürekli haberdar olma hali, sürekli yetişme duygusu, sürekli bir yerlere yetişemiyormuş hissi… Global köy, bizi birbirimize yaklaştırırken aynı zamanda kendimizden uzaklaştırabilir.
Çünkü bu kadar çok hayatın içine aynı anda bakmak, insanın kendi hayatına bakışını bozar.
Kıyas başlar.
Yetişememe hissi artar.
Kendi hayatın “yetersiz” görünmeye başlar.
Ve en kritik kırılma noktası burada ortaya çıkar: Kendi değerinizi, kendi ölçütlerinizle değil; global köyün görünmez standartlarıyla değerlendirmeye başlarsınız.
İşte öz saygı tam da burada aşınır.
Çünkü öz saygı, dışarıdan gelen ölçülerle değil, içeriden kurulan bir değer duygusuyla var olur. Ama siz her sabah zihninizi başkalarının hayatlarıyla doldurduğunuzda, o iç ses giderek kısılır. Yerini, “Ben yeterli miyim?”, “Ben geri mi kaldım?”, “Ben neden onlar gibi değilim?” soruları alır.
Global köyde yaşamak kaçınılmaz olabilir. Ama o köyün ortasında kendinizi kaybetmek zorunda değilsiniz.
Belki de asıl mesele şudur:
Dünyaya ne kadar yakın olduğunuz değil, kendinize ne kadar uzaklaştığınız.
Ve belki çözüm de yine en başta gizlidir.
Güne kimin sesiyle başladığınızda.
Eğer her sabah önce dünyayı dinliyorsanız, zamanla kendinizi duyamaz hale gelirsiniz.
Ama önce kendinize kulak verirseniz, global köyün içinde bile kendi yerinizi kaybetmezsiniz.
Çünkü öz saygı, kalabalığın içinde bile kendine ait bir alan açabilme becerisidir.