Harp darp derken günler nasıl geçiyor. Ortalık durulur diye beklemedim zaten olayın nereye gideceği malumdu. ABD yine dünya şahinliğine soyundu ama bu sefer tarihi verileri mitolojik motiflerle süsleyen güruhu kendine rehber edindi.

Olan olaylar acı ve trajik.

İnsanlık nasıl kendi yalnızlığına mahkûm edildi ki sormayın. İran bir sarmalın tam içinde. Hikmet kapasitesi yetersiz olan yönetim sulh ve selameti merkezine taşıyamıyor. İran yönetim kadrolarının zihinsel kodları bölge gerçekleriyle çatışıp duruyor. Rusya ve Çin merkezli olaylara bakmanın acı sonucu bu olur elbet.

Taş üstünde taş bırakılmayan bu topraklar bizim!

Yakılıp yıkılan harabeye çevrilen kadim kentlerimizi bir daha nasıl ihya edeceğiz? Halep ne halde Beyrut yerle bir kadim kültür ve medeniyetimizin can suyu kesilip duruyor.

Ülke yönetiminin gelen savaşı görmemesi ne acı!

Dünya genelinde insaflı insanlar var acilen bu ülkelerde yaşayan vicdanlı insanlara ulaşılıp vahşet bitirilmeli,

İsrail hangi dilden anlıyorsa bu önce tespit edilip olaylara çözümler o bağlamanda oluşturmalı.

Sulh selamet isteyen cenk’e hazır olur.

Maraş’ta 1920’ de Fransızların yaptığı zulmü unutmuş değiliz yakılan evler yıkılan Mevlevihane yüzlerce şehit.

Savaş dünya hakikatidir.

Değer olarak var olan savaşı doğru tahlil edilmeli ki hayatın can suyu bizi diriltsin.

Üzgün olduğum savaşın caniliği. İnsanın yaşatılması gerekir.

Vahşetin kültür, mitoloji ve Yahudi irfan temalarıyla dünyaya servis edilmesi ki bu savaşın en acı tarafı.

Kutsal kitaplarda başka metinlerde var.

Öldürmeyeceksin! Çalmayacaksın diyen din bu yeryüzü vahşetine asla seyirci olmaz. Mazlumun ahı yerde kalmaz!